Author: ozkancol

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Alüminyum Hidroksit Al(OH)3 Nedir?Nerelerde kullanılır?

Aluminyum trihidrat, dünyada en büyük hacimli alev yavaşlatıcısıdır. 200 oC’ye ısıtmayla Al(OH)3, % 66 Alumina ve % 34 suya bozunur. Bu geri dönüşümlü proses ATH’yi bir yangın geciktirici, yavaşlatıcı yapar. Aluminyum kimyasallarının üretimi (aluminyum sülfat, poli aluminyum klorür, sodyum aluminat, zeolitler, aluminyum florür); cam üretiminde bir hammadde-sırlar ve karışımlar; katalizör üretiminde hammadde; alevlenme geciktirici; kauçuk ürünler ve halı arkaları gibi plastik benzeri ürünlerde duman bastıran doldurucu olarak kullanılmaktadır. Kağıt, solvent, su dayanıklı boyalar, UV kurabl kaplamalar, mürekkepler ve yapıştırıcılarda yayıcı ve yapılandırıcı ajan, bir cila ve temizleme ajanı, kalıp yıkama ve ayırma ajanı, onyx ve katı yüzeyler gibi kalıp polimer ürünlerinin bir doldurucusu olarak kullanılır. Ayrıca absorban, emülsifiye edici, iyon değiştirici, mordan (boyada pekiştirici), asit giderici ve filtre edici ortam olarak da kullanılmaktadır. Diğer kullanımları; seramiklerde, baskı mürekkeplerinde, deterjanlarda, ıslanmaz kumaşlarda, diş macunu veya tozunda ve antiperspirantlardadır.

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Bordo Bulamacı nedir?nasıl yapılır ve nerelerde kullanılır?

Bordo bulamacı, patojenlere karşı esas toksik madde olan bakır iyonlarını içeren ve asit karakterli bakırın ph’sını nötürleştirerek, fitotoksik etkiyi gidermek amacıyla kireç katılarak kullanılan ve kolay hazırlanabilen koruyucu bir ilaçtır. Yani göztaşı (bakır sülfat % 98) ve kireç kullanarak hazırlanan bir karışımdır. Bordo bulamacı çok sayıda fungal ve bakteriyel hastalığa karşı kullanılan bir tarım ilacıdır. Özellikle sonbaharda hasattan sonra ve ilkbaharda çiçek gözleri uyanmadan önce zeytin ağaçlarına bordo bulamacı uygulandığında, ertesi yıl olabilecek potansiyel hastalıklara karşı etkili ve ekonomik bir mücadele yapılmış olunur. Sonbahar ve ilkbaharda bordo bulamacı kullanılmadan fungal ve bakteriyel hastalıklarla mücadelede tam başarıya ulaşmak mümkün değildir. Bordo bulamacı kullanıma hazır halde bayilerinde bulunabileceği gibi, göztaşı (bakır sülfat) ve kireç ile hazırlanıp kullanılması da mümkündür. Ancak hazır bordo bulamacı kullanılması halinde kullanma dozunun önceden iyi bilinmesi gerekir.

Bordo Bulamacı Hazırlama Tekniği
Bordo Bulamacı plastik veya ahşap kaplar tercih edilerek hazırlanmalıdır. Asit karakteri nedeniyle teneke veya madeni kaplarda hazırlanması iyi sonuç vermemektedir.
Bordo Bulamacının Hazırlanması
Bordo bulamacının dozu kullanılacağı zamana göre değişmektedir. Meyve ağaçlarına sonbahar ve ilkbaharda uygulanacak koruma amaçlı genel kullanım dozları % 1 ve % 2’liktir.
%1’lik Bordo Bulamacı Hazırlanışı
100 litre bordo bulamacı hazırlamak için gerekli olan madde ve malzemeler şunlardır:
Öncelikle 50 ve 100 litrelik olmak üzere iki ayrı varile ihtiyaç vardır. 50 litrelik varilde 1 kg. göztaşı eritilir. Bakır sülfat suda zor çözündüğü için 24 saat önce suya bırakılmalıdır. Şayet suda hemen çözünmesi istenirse toz haline gelinceye kadar öğütülmesi gerekmektedir. ½ kg. sönmemiş kireç başka bir yerde azar azar dökülen ılık suda eritilerek söndürülür. Daha sonra 100 litrelik diğer varile süzülerek aktarılır ve su ilâvesi ile 50 litreye tamamlanır. Daha önce hazırlanan 50 litrelik göztaşı eriyiği ise 100 litrelik varilde bulunan 50 litre kireçli su üzerine yavaşça dökülür ve devamlı olarak ağaç sopa yardımı ile karıştırılmak suretiyle çivit mavisi renginde bulamaç elde edilir. Böylece % 1’lik 100 litre ‘Bordo Bulamacı’ hazırlanmış olur.
Bordo bulamacının hazırlanmasındaki son aşama ise hazırlanan göztaşı eriyiğinin kireç eriyiği üzerine dökülmesidir.  Şayet kapta eksiklik görülürse normal su ilave edilerek 100 litreye Tamamlanır. Kireçli su kesinlikle göztaşı eriyiği üzerine dökülmemelidir.
%.1, %1.5, %2, %3, %4 ve %5’lik 100 litre bordo bulamacı hazırlamak için gerekli madde ve malzemeler aşağıda verildiği şekildedir.
%    1’lik Bordo Bulamacı İçin       1,000 G. Göztaşı ve 0,500 G. Sönmemiş Kireç
% 1.5’luk Bordo Bulamacı İçin     1,500 G. Göztaşı ve 0,750 G. Sönmemiş Kireç
%    2’lik Bordo Bulamacı İçin       2,000 G. Göztaşı ve 1,000 G. Sönmemiş Kireç
%    3’lük Bordo Bulamacı İçin      3,000 G. Göztaşı ve 1,500 G. Sönmemiş Kireç
%    4’lük Bordo Bulamacı İçin      4,000 G. Göztaşı ve 2,000 G. Sönmemiş Kireç
%    5’lik Bordo Bulamacı İçinÞ     5,000 G. Göztaşı ve 2,500 G. Sönmemiş Kireç
Ancak sönmemiş kireç yerine sönmüş kireç kullanılmak istenirse yukarıda verilen kireç miktarı iki katına çıkartılmalıdır.
Bordo Bulamacının Kontrolü
Usulüne uygun olarak hazırlanan bordo bulamacının hafif mavi renkte, nötr veya alkali olması arzu edilir. Kirecin az olması ya da kalitesiz olması durumunda ise kontrol yapılmazsa faydalı olmak yerine zararlı olacağı asla unutulmamalıdır. Ayrıca tek başına kullanıldığında göztaşı eriyiğinin oldukça yakıcı olduğu ve bu nedenle de kullanırken dikkatli olunması gerektiği unutulmamalıdır.  Bu amaçla, yani asitliği gidermek için ise kireç kullanılmaktadır.
Kireç Oranı Kontrolü
Hazırlanan bulamaçtaki kireç miktarının az ya da çok olduğunu anlamak için “Turnusol” Kağıdı” veya “Fenolftalein”li kağıt kullanılmaktadır. Bordo bulamacına batırılan;,
Kırmızı “Turnusol” Kağıdı     Mavi
Beyaz “Fenolftalein”Li Kağıt  ►Kırmızı
renk aldıkları takdirde bordo bulamacı iyi hazırlanmış demektir. Eğer beyaz “Fenolftalein”li kağıt beyaz renkte kalırsa bulamaca bir miktar daha kireçli su ilave edilmelidir.
by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Sodyum Bisülfat nedir?Nerelerde kullanılır?

Sodyum Bisülfat, Diğer adı sodyum asit sülfat veya sodyum hidrojen sülfit olan bu kimyasal maddenin element tablosundaki adı NaHSO4′ tür. Beyaz renkli ve kokusuz olan bu kimyasal asit tuz karakterlidir. Kuru halde nakliyesi mümkün olan bu bileşik su da çözünür ve ısındığı zaman içinde bulanan suyu kaybederek sodyum pirosülfata dönüşür. Eğer ateş ile temas eder ise kükürt tiroksit meydana gelir. Sodyum bisülfit yanıcı değildir ve alkolde çözünmez. Alkol de ise bozulur ve özelliğini kaybeder. Sodyum klorür yani tuz ile sülfirik asitin reaksiyona girmesi sonucu sodyum bisülfat elementi ortaya çıkar.

Kullanım Alanları

  • Tekstil sanayide elyafın ağartılmasında kullanılır.
  • Metal parlatmada kullanılır ve metaller üzerinde cila görevi görür.
  • Selüloz ester üretiminde antiseptik olarak kullanılır.
  • Yüzme havuzlarında klorlama ve pH değerlerinin düşürülmesi için kullanılır.
  • Fermantasyon işleminde antiseptik olarak kullanılır.
  • Kozmetikte ve konservede dezenfektan olarak kullanılır.
  • Deri sanayide kullanılır.
  • Kedilerin idrar yolu taşlarını azaltmak için kedi mamalarında kullanılır.
  • Kağıt ve tutkal gibi sanayilerde kullanılır.
  • PH değeri yüksek olan madde ve karışımlarda pH değerini düşürmek için kullanılır.
  • Meyve suları, sos ve birçok meşrubatta katkı maddesi olarak kullanılır.
  • Altında oksitlenen yüzeyi temizlemek ve parlaklık vermek için kullanılır.
  • Raf ömrü kısa olan tavuk eti ve çiftlik hayvanı etlerinin kararmasını engellemek için kullanılır.
by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Hafif Soda nedir?Nerelerde kullanılır?

Hafif Soda
hafif_soda
Rengi beyaz, formu toz, higroskopik, suda kolayca çözünen bir maddedir hafif soda. Sulandırılmış çözeltisi berrak ve saydam(renksiz)dır. Temel maddesi Sodyum Karbonattır.

Kimyasal Özellikleri
Sodyum Karbonat, (Na2CO3) (%) 99,10 min.
Sodyum Klorür, (NaCl) (%) 0,25 max.
Demir, (Fe) (ppm) 15 max.
Suda çözünmeyen madde (%) 0,01 max.
Sülfat, SO42- (%) 0,027 max.
Bakır, Cu (ppm) 1 max.
Arsenik, AS (ppm) 1 max.
Kurşun, Pb (ppm) 2 max.
Civa, Hg (ppm) 0,1 max.
Isıtma Kaybı (%) 0,5 max.
Fiziksel Özellikler
Maddenin Yapısı Serbest akan toz
Standart yoğunluğu 0,47 – 0,59 gr/cm3
Hafif Soda Ambalaj
25 veya 50 kg’lık blok tabanlı lamine polipropilen (PP) torba şeklinde 25 kg’lık blok tabanlı lamine polipropilen torbalardan hazırlanmış 1000kg’lık shrinklenmiş palet şeklinde 650, 1000 kg’lık 4 kulplu polietilen (PE) iç astarlı polipropilen bigbag şeklinde dökme şeklindedir.

Hafif Sodanın Kullanım Alanları
Cam sanayii,
Deterjan sanayii,
Kimya sanayii,
Sabun sanayii,
Tekstil sanayii,
Kağıt sanayii,
Döküm sanayii,
Petrol Rafinerileri
ve sodyum bileşiklerinin üretiminde kullanılır.

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Hidroklorik Asit Nedir?Faydaları nelerdir?

Hidroklorik asit, halk arasında tuz ruhu olarak bilinen hidrojen ve klor elementlerinden oluşmuş kimyasal bir bileşiktir. Normal basınç altında ve oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Günümüzde demir çelik sektöründen, PVC alanında, organik madde üretimi ve gıda sektörüne kadar tüm alanlarda kullanılır. Bu kolaylıkların yanında, hidroklorik asit aslında zehirli bir içeriğe sahiptir. İnsan vücudu dahil, pek çok yüzeyde hasara neden olur. Bu asitle işlem yapılırken çok dikkatli olunmalı ve gereken önlemler alınmalıdır. Hem toksik etkisi, hem de tahriş edici etkisi vardır. Ciltte yanıklara, solunum sisteminde tahrişlere neden olur. Hidroklorik asit elde etmek için, önce hidrojen gazı elde edilmelidir. Hidrojen klorür normalde 110 derecede kaynar, -27 ile 32 derecede erir.

Hidroklorik asidin kimyasal özellikleri

Hidroklorik asit HCI formülüyle gösterilen, bir klor atomu ve bir hidrojen atomundan oluşan bir bileşiktir. Bu bileşik oda sıcaklığındaki bir litre suda, ortalama 450 litre kadar yüksek oranda çözünmektedir. Diğer asitler gibi asit rengi denen bir renk verir. Amonyak ve sodyum karbonat gibi bazlara etkisi fazladır. Hidroklorik asit suyun içine damlatılırsa H+ iyonu verir. Demir, çinko, alüminyum, magnezyum gibi metallere etki ettiğinden hidrojen açığa çıkarır. Bakırla beraber havanın oksijeniyle tepkimeye girse de, burada hidrojen açığa çıkmaz. Hidroklorik asidin pas gideren etkisi de bulunmaktadır. Karbonatlar bu bileşikle tepkimeye girdiğinde, karbondioksit açığa çıkmaktadır. Organik bileşiklerle etkileşim kurduğunda, klorlu ürünler elde edilebilir.

Hidroklorik asit kullanım alanları

Bu bileşik farklı alanlarda kullanılan inorganik asittir. Kullanıldığı alana göre asidin derişimi farklılık gösterir. Çeliğin dekapajı, inorganik maddelerin üretimi, organik bileşikler oluşturma, pH dengesinin sağlanması gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Sanayide petrol, reçine rejenerasyonu, kağıt, ilaç, boya, kimya, tekstil, metal klorürü üretimi gibi alanlarda kullanılmaktadır.

Çeliğin dekapajı: Hidroklorik asit çeliğin temizlenmesi için yapılan dekapaj işleminde sıkça kullanılmaktadır. Önce demirin üzerindeki pas % 18 derişimli hidroklorik asitle alınır. Daha sonra dekapaj işlemi gerçekleştirilir.

Organik bileşikler elde etmek: PVC maddesi için üretilen Vinil klorit gibi organik madde üretiminde hidroklorik asit kullanılmaktadır. Bu alanda aktif karbon, askornik asit, bisfenol A, polikarbonatlar gibi organik bileşikler elde edilebilir. Hidroklorik asitten elde edilen fosgen 1. Dünya Savaşında kimyasal silah olarak kullanılan bir organik maddedir.

İnorganik bileşiklerin üretilmesi: İnorganik bileşiklerin çoğunluğu asit baz tepkimesiyle üretilmektedir. Bunların içindeki asitlerden olan hidroklorik asit oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Demir klorür gibi maddeler bu etkiyle sudan ayrıştırılır, su arıtma tesislerindeki pis suların temizliği sağlanır. Bunun yanında akü, pil gibi malzemelerin üretiminde hidroklorik asit kullanılmaktadır.

pH kontrolünün sağlanması: Herhangi bir solüsyon içindeki bazik değerin düşürülmesi için hidroklorik asit kullanılmaktadır. Bununla solüsyondaki asit baz değerleri değiştirilebilmektedir. Havuz suyu, içme suyu, gıda ve ilaçlarda pH değerleri bu şekilde kontrol edilmektedir.

İyon alışverişinin yenilenmesi: İyon alışverişinin denetlenmesinde ve yenilenmesinde yüksek kaliteli hidroklorik asit kullanılmaktadır. Reçine gibi maddelerin üzerinde bu şekilde oynanabilir.

Diğer kullanım alanları: Kimya sektöründe en önemli maddelerden olan hidroklorik asit, sanayi dallarının pek çoğunda kullanılan bir malzemedir. Ev temizliğinde, dericilikte, inşaat sektöründe de kullanılmaktadır. Kayaların içine enjekte edilen hidroklorik asitle, petrol araştırmaları yapılmaktadır. Gıda sektöründe de katkı maddesi yapımında kullanılır.

dmrsuren.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Sodyum Metabisülfit (E-223) Kullanım alanları

Görünümü : Beyaz toz

Kimyasal Adı : Sodium pyrosulfite, Sodium disulfite

Kimyasal Formülü : Na2S2O5, Na-O-(S=O)-O-(S=O)-O-Na

Ambalaj Şekli : 25 kg ve 1000 kg torbalarda

Kullanım Alanları :

Sodyum metabisülfit, inorganik bir tuz maddesidir. Disodyum ya da sodyum pirosülfit olarak da bilinir. Normal koşullar altında katı halde bulunan sodyum metabisülfitin genel görünümü sarıya çalan pudra rengi ya da beyazdır. 150 santigrat derece sıcaklıkta eriyebilen sodyum metabisülfit, uzun yıllardır yiyeceklerin korunması için kullanılmıştır. Sodyum metabisülfit, yiyeceklerle tüketildiğinde insan vücuduna herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Bu nedenle de ABD başta olmak üzere birçok ülkede besinlerde katkı maddesi olarak kullanılması serbest bırakılmıştır.

Sodyum metabisülfit, kuru ve serin yerlerde saklanmalıdır. Havayla teması önlenmelidir. Asit veya zehirli maddelerden de uzakta tutulmalıdır. Sodyum metabisülfit, suyla karıştırıldığında ağır bir koku ortaya çıkmaktadır. Bu koku solunum sorunu ya da astım rahatsızlığı olan kişilerin nefes almasını zorlaştırabilmektedir. Ayrıca alerjik rahatsızlığı olanlarda gastrik tahrişe neden olabilir. Sodyum metabisülfit sadece gıda sektöründe değil, yün ve jute gibi ürünlerinde temizlenip ağartılmasında da kullanıldığı için; bu maddeye alerjisi olanların bu tarz ürünleri kullanmadan önce kontrol etmelerinde fayda vardır.

Kullanım Alanları

Tekstil sanayinde elyafın ağartılmasında anti klor ve boyamada sabitleştirici olarak.
Selüloz esterler üretiminde antiseptik olarak
Aromatik alkoller, aldehitler gibi çeşitli organik maddeler ile sodyum hidrosülfit üretimlerinde ana madde olarak
Fermantasyon işleminde antiseptik olarak
Deri sanayinde depilatör olarak
Kozmetik ve konserve sanayilerinde dezenfektan olarak
Kâğıt, şeker, lastik, tutkal, galvanoplasti gibi sanayi kollarında ve değişik uygulama alanlarında
Sodyum metabisülfit fotoğrafların film banyolarında ki suların asitlendirilmesi için, deniz ürünlerinde anti melonosis olarak da kullanılabilmektedir.
Sodyum metabisülfit doğrudan göze temas ettiğinde ya da istenmeden yutulduğundan hayati sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Havayla temas ettiği koşulda kükürt dioksit ortaya çıkarmaktadır.
Renk açıcı özelliği sayesinde şekerin rengini açmak için kullanılır. Bunun yanı sıra boya üretimi sektöründe de renk giderici madde olarak kullanılır.

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Ceviz Hastalıkları ve Ceviz Zararlıları nelerdir?

Armillaria Kök Çürüklüğü
Meşe kök çürüklüğü veya mantar kök çürüklüğü olarak da bilinir. Armillaria mellea isimli toprak kökenli bir fungus tarafından oluşturulur. Fungus ceviz ağaçlarının köklerini, kök boğazını ve gövdenin alt kısımlarında infeksiyon yapar. İlk simptomlar küçük klorotik yapraklar, genç yaprak dökümleri ve sürgün uçlarında geriye ölümlerdir. Fungusun infeksiyon yaptığı kök sistemi ya da kök boğazı yönünde simptomlar görülür. Sonuç olarak fungus, ağacın tüm kök sitemini tahrip eder veya alt gövde çevresini bir kuşak gibi sararak ağaç ölümlerine neden olur. Ceviz Yetiştiriciliği 13 Mücadelesi: Armillaria ile infekteli topraklarda ceviz bahçeleri kurmadan önce koruyucu önlemler alınmalı, fungus infeksiyonuna dayanıklı anaçlar kullanılmalıdır. Dikimden önce pahalı ve zor bir uygulama olmasına karşın methyl bromide ile toprak fumigasyonu yapılması ağaç ölümlerini büyük ölçüde azaltacaktır. Hastalıklı ağaçlar sökülüp, bütün bitki artıklarıyla birlikte araziden uzaklaştırılmalıdır. Hastalıklı ağaçlara yakın olan ve simptom göstermeyen ağaçların da infeksiyon taşıma ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Kök Boğazı
Tümörü Bakteri (Agrobacterium tumefaciens) hastalığıdır. Patojen bitki dokusuna yaralar vasıtasıyla girer ve kök boğazı çevresinde tümör oluşturur. Zaman içerisinde köklerde de tümör oluşumları gözlenir. Tümörlerin merkez kısımları ölür ve odun dokusunun çürümesine yol açan funguslar ve diğer patojenlerin bu noktada oluşan boşluklara yerleşmesine neden olur. Bulaşık genç ağaçların boyları kısa kalır, yaşlı ağaçlarda odun çürümeleri gözlenir. Mücadelesi: Kök boğazı tümörüyle en iyi mücadele yöntemi fidanların sağlıklı damızlıkların bulunduğu fidanlıklardan temin edilmesi, taşınmaları, araziye dikilmesi ve bütün yetiştiricilik ömürleri boyunca yaralanmalardan kaçınılmasıdır. Patojenle biyolojik mücadele mümkündür. Dikimden önce, fidanların Agrobacterium radiobacter’in K84 ırkıyla hazırlanmış süspansiyonlarına daldırılmasıyla başarılı sonuçlar alınmıştır.
Ceviz Yanıklığı
Bakteri (Xanthomonas campestris) hastalığıdır. Patojen sadece Juglans cinsine ait bitki türlerinde infeksiyon yapar. Kışı uyur gözlerde geçirir, yağmur suları ve yağmurlama sulamayla yayılıp, infeksiyon yaparlar. Ağaçlar bütün büyüme mevsimi boyunca bakteri infeksiyonuna duyarlıdır. Genç sürgünler aktif olarak yeşil renkli ve sulu yapıda oldukları dönem boyunca etmen tarafından infekte edilebilir. Bakteri yaprağın bütün dokularına saldırır. Parankimada birkaç milimetrelik kahverengi-siyah lekeler oluşturur. Sayısız lekeler ve çizgi şeklindeki oluşumlar yaprak yüzeyini kaplayarak yaprak şekil bozukluklarına ve deformasyonlara neden olur. Meyveler de oluşumlarının başında, çiçek dönemlerinde oldukça duyarlıdır. Yüzeyde küçük, siyah renkli sulu lezyonlar gözlenir. Mücadelesi: Hastalık etmeniyle mücadele, kışı uyur gözler içerisinde geçirdiği için oldukça zordur. Cevizlerin ilk oluşum dönemlerinde bakırlıCeviz Yetiştiriciliği 14 preparatlarla koruyucu ilaçlamalar yapılır. Daha önce şiddetli enfeksiyonların görüldüğü ceviz bahçelerinde uygulamalar, kışın ıslak geçen günler göz önüne alınarak belli aralıklarla yapılmalıdır.

Ceviz Antraknozu Hastalığı (Gnomonia leptostyla)
Hastalık belirtileri ceviz ağaçlarının yaprakçık, meyve, genç sürgün ve yaprak saplarında görülür. Hastalık, özellikle oransal nemin yüksek olduğu yerlerde ve her yükseltide görülür. Daha çok bir yaprak hastalığı olmasına karşın, yeşil meyve kabuğundan meyve içerisine de geçen hastalık meyvelerin zarar görmesine de neden olur. Hastalık, genç yaprakların yaprakçıkları yarı büyüklüğünü geçtikten sonra enfeksiyon yapmakta ve penetrasyon noktasının çevresinde renk açılmalarına neden olmaktadır. Daha sonra bu kısımlar kahverengine dönüşür. Hastalığın etkisiyle yaz ayı ortalarında erken yaprak dökümü başlar, yoğun olduğu yıllarda tüm yapraklar dökülebilir. Özellikle haziran-temmuz aylarındaki yağışlar ve bu dönemdeki gece-gündüz ısı farkı ile oluşan çiğ nedeniyle hastalık hızla yayılmakta ve belirtileri birden artmaktadır. Mücadelesi: Enfeksiyon kaynağı olan yere dökülmüş yapraklar sonbaharda toplanıp yakılmalı veya toprağa gömülmelidir. Budama esnasında bulaşık dallar bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Hastalık görülen bahçelerde, tomurcukların yeni patlamaya başladığı, yaprakların yeni oluştuğu dönemde birinci ilaçlama; yapraklarda yaprakçıkların yarı büyüklüğünü aldığı dönemde ikinci ilaçlama; meyvelerin fındık büyüklüğünü aldığı dönemde üçüncü ilaçlama yapılmalıdır.
Zararlılar
Elma İçkurdu (Cydia pomonella L.)
Ergini bir kelebek olup, kelebekler gri renkli ve ortalama 10 mm uzunluğundadır. Kelebeklerin her iki kanat ucunda yer alan üçgen şeklindeki koyu leke karakteristiktir. Tırtılları yumurtadan ilk çıktığında 1 mm boyunda, gelişmesini tamamlayan olgun larvalar 15-20 mm boyunda ve beyazımsı pembe renklidir. Elma içkurdu kışı ağaç gövdelerinde çatlamış kabuklar arasında olgun larva döneminde geçirir. İlkbaharda ergin çıkışları çevre koşullarına bağlı olarak nisan sonu mayıs başında görülür ve yaklaşık bir aylık bir periyoda yayılır. Yumurtalar yapraklara ve meyvelere iki gün 15 teker teker bırakılır. Yumurtadan çıkan tırtıllar 4- 8 saat içerisinde meyvelere giriş yapar ve meyve içerisinde beslenir. Larva süresi 30- 40 gün sürer ve Ceviz Yetiştiriciliği 15 zararlı yılda 2-3 döl verir. Elma içkurdu cevizin en önemli zararlılarından birisidir. Zararı doğrudan meyvededir ve meyve içerisine giren tırtıllar ceviz içlerini tahrip ederek kalitenin ve erken dökümler sebebiyle verimin düşmesine neden olurlar. Mücadelesi: Elma içkurdu mücadelesinde kültürel önlem olarak yere dökülen kurtlu meyveler toplanıp derince toprağa gömülmeli, ceviz ağaçlarının kalın dal ve gövdelerine haziran ayı başında oluklu mukavvadan tuzak bantlar sarılarak bunlara gelen larvalar yapılacak kontrollerde imha edilmelidir. Yeni oluşturulacak bahçelerde dayanıklı çeşitler tercih edilmelidir. Zararı doğrudan meyvede olması nedeniyle mücadele eşiği düşük olan zararlının etkili doğal düşmanları bulunmakla birlikte, genelde ilaçlı mücadele gerekmektedir. İlaçlı mücadelesinde ise ilaçlama zamanının tespiti önemlidir. Yumurtadan çıkan larvaların meyveye girmeden ilaçla buluşturulması gerekmektedir. Mücadele zamanının belirlenmesinde zararlının ilk ergin çıkışları izlenmekte, bu amaçla eşeysel çekici tuzaklar ve etkili sıcaklık toplamlarından yararlanılmaktadır. Tahmin uyarı yöntemi adı verilen bu yöntemin uygulanamaması durumunda ceviz ağaçlarının fenolojisinden yararlanılmalı ve ceviz meyveleri fındık büyüklüğüne (1.0-1.5 cm çapında) ulaştığında ilaç uygulanmasına başlanmalı ve kullanılan ilacın etki süresine bağlı olarak ikişer hafta arayla üç ilaçlama yapılmalıdır.
Ceviz Yeşil Kabuk Sineği (Rhagoletis completa )
Ceviz Yeşil Kabuk Sineği ergini sarımsı kahverengindedir. Kışı toprakta pupa olarak geçirir ve ergin uçuşları temmuz ayı başında başlar eylül ayı başlarına kadar devam eder. Yumurtalarını gruplar halinde bırakırlar ve yumurtalar ortalama beş günde açılır. Yumurtadan çıkan larvalar yeşil kabuk içerisinde beslenerek kabuk dokusuna zarar verir. Larva süresi çevre koşullarına bağlı olarak 3-5 hafta sürer. İleriki aşamalarda sert kabuğun görünüşünü bozdukları gibi meyve içine de zarar verebilirler. Zararlı yılda bir döl verir.
Yaprakbitleri (Choromaphis juglandicola)
Ergin bireyler sarı renkli ve 1.5-2.0 mm boyundadır. Cevizde zararlı olan her iki yaprakbiti türünün yaşam çemberi birbirine benzer olup kanatlı ve kanatsız ergin bireylere rastlanabilir. Kışı yumurta halinde geçirirler ve ilkbaharda yumurtalardan çıkan bireylerin tamamı dişi bireylerden oluşur ve yaz boyunca döllemsiz olarak canlı yavru doğurmak suretiyle çoğalırlar. Günlük ışıklanma süresi, sıcaklık, besin durumu gibi faktörlere Ceviz Yetiştiriciliği 16 bağlı olarak sonbaharda yumurta bırakacak bireyler oluşur ve kış yumurtaları bırakılır. Çevre koşullarına bağlı olarak bir yılda çok sayıda döl verirler. Yapraklarda bitki özsuyu ile beslenen yaprakbitleri ağaç gelişmesini yavaşlatarak kalite ve verimi olumsuz etkiler. Yaprakbiti yoğunluğunun ilkbaharda yükselmesi durumunda meyve iriliğinde bir düşüş görülürken, yaz aylarında yüksek yaprakbiti yoğunluğu meyve içlerinin buruşmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda salgıladıkları tatlımsı madde nedeniyle fumajin oluşumuna neden olurlar. Mücadelesi: Yaprakbitinin çok sayıda doğal düşmanı bulunmakta ve bunlar zararlıyı genelde baskı altına alabilmektedir. Zararlıya karşı ilaçlı mücadeleye karar verirken yararlı türlerin yoğunluğu dikkate alınmalıdır.
Avrupa Kırmızı Örümceği (Panonychus ulmi)
Avrupa kırmızı örümceğinin ergin dişi bireyleri koyu kırmızı renkli, ortalama 0.8 mm boyunda, yumurtaları kiremit kırmızısı renkte, soğan biçiminde ve üzerinde bir sapçık bulunur. Kışı yumurta döneminde ağaçların dal ve dalcıklarında geçirir. İlkbaharda yumurtadan çıkan larvalar taze sürgünlere geçerek yaprakların bitki özsuyunu emmek suretiyle beslenmeye başlar. Ergin hale geldikten sonra yumurtalarını yaprakların alt yüzeylerine bırakırlar. Beslenme yerlerinde ağ oluşturmazlar. Bir yıldaki döl sayısı 8- 9’u bulur. Mücadelesi: Avrupa kırmızı örümceğine karşı ilaçlı mücadeleye karar vermeden önce doğal düşmanlarının yoğunluğu dikkate alınmalıdır. İlaçlı mücadelesinde ise yoğunluğu yaprakçık başına 3- 5 bireyi geçtiğinde uygun bir akarisit ile uygulama yapılmalıdır.
İki Noktalı Kırmızı Örümcek (Tetranychus urticae)
İki noktalı kırmızı örümcek erginlerinde renk yeşilimsi veya kahverengimsi yeşildir. Yumurtaları açık sarı renkte, şeffaf ve yuvarlaktır. Kışı ergin dişi dönemde ağaçların gövdelerinde ağaç kabuklarının altında, yere dökülmüş yaprak kalıntıları arasında geçirir ve ilkbaharda mart ayından itibaren kışlak yerlerinden çıkarlar. Yaprakların alt yüzeyinde bitki özsuyunu emmek suretiyle beslenir ve ağacın zayıflamasına neden olur. Beslenme yerinde yoğun bir şekilde ağ örer. Çevre koşullarına bağlı olarak yılda 10- 15 döl verebilir. Mücadelesi: Diğer zararlılara karşı gereksiz ilaç uygulamalarından kaçınılmalıdır. Yoğunluğu yaprakçık başına 3-5 bireyi geçtiğinde uygun bir akarisit ile uygulama gerekebilir.
Kabuklubit ve Koşniller
Cevizlerde zararlı olan kabuklubit ve koşnil türleri, San jose kabuklubiti (Quadraspidiotus perniciosus) ve Kahverengi koşnil (Parthenolecanium corni)’dir. San jose kabuklubitinin ergin dişilerinin kabukları esmer renkli ve 1.7- 2.0 mm çapındadır. Zararlının bulunduğu dalın kabuğundan boyuna bir kesit alındığında kan kırmızısı emgi lekeleri ortaya çıkar. Kışı birinci dönem larva halinde geçirir ve yılda üç döl verir. Ağaçların gövde, dal, yaprakçık, sürgün, tomurcuk ve meyvelerinde bitki özsuyunu emmek suretiyle zararlı olur. Emgi esnasında toksik madde salgılar ve ağacın zayıflamasına neden olur. Mücadelesinde, budama esnasında zararlı ile bulaşık olan dallar kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalı, bahçe kurulurken temiz fidan kullanılmalıdır. Zararlıya karşı gerekmesi durumunda kış mücadelesi yapılabileceği gibi, erken ilkbaharda ve yaz aylarında da larva döneminde ilaçlamalar yapılabilir. Kahverengi koşnil ergin dişilerinin kabuk çapı 3.5 mm kadardır ve kahve renklidir. Kışı ağaçların genç dal ve sürgünlerinde ikinci dönem larva halinde geçirir. Yılda bir döl veren zararlı yaprakçık, dal ve sürgünlerde bitki özsuyunu emmek suretiyle zararlı olur. Aynı zamanda salgıladığı tatlımsı madde nedeniyle fumajin oluşumuna neden olur. Gerek bitki özsuyunu emmesi gerekse fumajin oluşturması nedeniyle ağaçların sürgün ve dalları gelişemez, yapraklar dökülür ve ağacı zayıflatarak verimi olumsuz yönde etkiler. Mücadelesinde koşnil ile bulaşık dallar budama esnasında bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Yoğun olarak bulunan bahçelerde yumurtalarının yarıdan fazlasının açıldığı dönemde larvalarına karşı ilaç uygulaması yapılmalıdır.

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Meyvelerde oluşan güneş yanıklığı ile nasıl mücadele etmeli?

Güneş yanıklığı, yüksek hava sıcaklıkları ve güneşten gelen solar radyasyon nedeni ile oluşuyor. Tüm bu etmenler bir araya gelerek meyvelerin yüzeyinde aşırı ısınmaya sebep oluyor. Özellikle sıcak ve kurak bölgelerde görülen problem, kimi zaman yüzde 40-60 oranında ekonomik kayıplara yol açıyor.

Nedeni yüksek sıcaklıklar  

Zarar derecesine göre 3 tip güneş yanıklığı var. Bunlardan en ciddi olanı 1. tip güneş yanıklığı. Çok yüksek sıcaklarda meydana gelen bu duruma karşı önlem alınmadığı takdirde ürünlerde geri dönülmeyecek zararlar oluşuyor. Sıcaklığın kısmen daha az olduğu durumlarda ise 2. ve 3. tip güneş yanıklıkları ortaya çıkıyor.

Raf ömrünü kısaltıyor

Sıcaklığın yüksek olduğu aylarda ürün yüzeyindeki sıcaklığın 40°C’ye ulaşması ile bitkide sıcaklık stresi oluşmaya başlıyor. Bu durum meyve ve yapraklarda birçok olumsuz durumun başlıca sebeplerinden. İlk olarak meyve kabuğu ve yapraklarda kuruma meydana geliyor, bunun neticesinde de elastikiyet bozuluyor ve meyvede buruşma görülüyor.

Meyvede sararma, kararma, beyazlaşma gibi renk değişikleri de görülen diğer zararlar. Bu durum aynı zamanda bitkide hücre ölümlerine neden olup, erken yaşlanmaya yol açıyor. Zarara uğrayan ürünlerin raf ömrü kısa olurken, henüz daha depoda iken çürümeler görülüyor.

Düzenli sulama gerekli

Neden olduğu kayıpların önüne geçmenin yolu güneş yanıklığına karşı önlem almaktan geçiyor. Hava sıcaklıklarının 30°C’yi aşması öngörüldüğünde önleme çalışmalarına başlamak gerek. Öncelikle güneş yanıklığı zararını arttıran su stresini önlemek için düzenli ve etili bir sulama programı uygulanması gerekiyor.

Sıcağa karşı bitkiler kaplanmalı

Güneş yanıklığını önlemek için en çok başvurulan yöntem kaolin kili uygulaması. Sezon başında bitki yüzeyine ince bir tabaka halinde uygulandığında kabuktaki sıcaklığı düşürmeye yardımcı oluyor. Bu madde aynı zamanda çiçek dökülmelerinin de önüne geçiyor. Kaolin kili uygulaması sıradan ilaçlama ekipmanları kullanılarak yapılabiliyor. Oldukça ekonomik olmasının yanında bilinen en etkili yöntemlerin başında geliyor.

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Sodyum Metabisülfit Teknik Kalite Kimyasal özellikleri nelerdir?

Sodyum Metabisülfit-Teknik Kalite

Ürünün kimyasal özellikleri ve sağlaması gereken değerler
Kimyasal Formül: Na2S2O5 Fiziksel Form: Beyaz Kristal
Sodyum Metabisülfit (Na2S2O5): min. 96 % Sülfür Dioksit (SO2): min. 64,6 %
Sodyum Sülfit (Na2SO3): max. 1,5 % Sodyum Tiosülfat (Na2S2O3): max. 0,02 % Sodyum Sülfat (Na2SO4): max. 2 %
Demir (Fe): max. 10 ppm
Kurşun (Pb): max. 0,5 ppm Selenyum (Se):max. 0,5 ppm Arsenik (As):max. 0,5 ppm Civa (Hg): max. 0,1 ppm Klorür (Cl): max. 0,02 %
Suda Çözünmeyen Madde: Yok

pH (10 % Sulu Çözelti): 4.0 – 5.5 Ambalaj : 1000 kg bigbag
Yukardaki değerlere göre kontrol edilecek değerler;
– Aktif madde yüzdesi en az % 96 olacak.

Ambalaj olarak 1.000 kg’lık bigbag kullanılacak. Net ağırlık en az 1.000 kg olacak.

Top