Uncategorized @tr

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Manganez Nedir? Nerelerde Kullanılır?

Üretilen manganez cevheri kullanım alanlarına göre sınıflandırılmaktadır. Manganez cevheri ayrıca manganez miktarına göre de sınıflandırılır. Bunlar, manganez cevheri, demirli manganez ve manganezli demir cevheri şeklinde isimlendirilir. “U. S. Bureau of Mines” a göre en az % 35 manganez içeren cevhere Manganez Cevheri denir. % 10-35 arasında manganez içerenlere Demirli Manganez ve % 5-10 arasında manganez içeren cevhere Manganezli Demir Cevheri adı verilmektedir. Bugün endüstride % 2 alt sınır tenörlü manganezli demir cevheri kullanılmaktadır (VII.Beş Yıllık Kalkınma Planı ÖİK Raporu).
Kullanma alanlarına göre manganez cevheri 4 gruba ayrılır.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

  1. Metalurjik manganez cevheri % 48-50 Mn içerir.
  2. Batarya sanayii manganez cevheri % 78-85 MnO2 içerir.
  3. Kimya sanayii manganez cevheri % 74-84 MnO2 içerir.
  4. Diğer amaçlarda kullanılan manganez cevheri.

Manganez cevheri parça halinde veya öğütülmüş olarak, konsantre olmuş, kalsine edilmiş, sinterlenmiş veya peletlenmiş şekillerde satılır. Ülkelere göre satılan manganez cevherinin yüzdelerinde farklılıklar gözlenmektedir.
Tüvenan Cevher : Doğal halde ocaktan çıkarılmış, hiç bir işleme tabi tutulmamış cevher.
Parça Cevher : 6 mm yada daha büyük parçaları içeren cevher.
Toz Cevher : Çapı 6 mm’den daha küçük parçaları içeren cevher.
Manganez kullanım alanlarında ferromangan, slikomangan, metalik mangan gibi adlarda tanımlanır.
Manganez yatakları değişik yollardan oluşmakta ve çeşitli tipte yataklanmalar vermektedir. Manganez yatakları jeolojik oluşum esasına göre dört gruba ayrılırlar.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

  1. Hidrotermal Manganez Yatakları : Bu yataklar genel olarak filon damar, mercek ve düzensiz şekiller halinde olup, epitermal safhaya aittirler. Plütonik ve sübvolkanik mağma ocaklarından türeyen hidrotermal gelişlerin sonucunda oluşurlar.
    Manganez yataklarının en önemli mineralleri, siyah manganez oksitlerinden psilomelan ve pirolüsit başta olmak üzere manganit, braunit ve hausmanit’tir. Bu tür manganez yatakları büyük rezervler vermezler. Buna karşın kimya endüstrisinde kullanılabilecek kalitede yüksek tenörlü manganez cevherlerine sahiptirler.
  2. Sedimanter Manganez Yatakları : Bu tip yataklar belirli kaynaklarda görülen manganez bileşiklerinin asit veya nötr sularda uygun pH’larda çözülmesi, manganez humat, bikarbonat, klorür, sülfat, oksit biçiminde taşınması ve tortulaşma yörelerinde uygun pH koşullarında çökelmesi veya detritik birikimi ile oluşmaktadır. Bu yataklarda cevher mineralleri çoğunlukla yumru, şekilsiz, toprağımsı yığınlar veya pisolitik yapıdadır. Çok büyük rezervler vermekte olan bu tip yatakların demir tenörü yüksek olup, bazı safsızlıklar içerirler.
    En çok rastlanan mineraller pirolüsit ve psilomelan ile rodokrosit’tir. Eski Sovyetler Birliği’ndeki Chiatura ve Nikopol, Avustralya’daki Groote Eylandt yatakları en önemli sedimanter manganez yataklarıdır.
  3. Rezidüel (Kalıntı) Manganez Yatakları : Bu tip yataklar, bileşiminde az miktar manganez bulunan kayaçların atmosfere yakın kısımlarında meydana gelen ufalanma işlemi sonucu kimyasal yoldan kayacın bir kısım elementlerinin taşınıp, manganezin yerinde kalıp zenginleşmesi ile oluşurlar. Büyük rezervler veren bu tür yataklardan metalurjik ve kimya endüstrisinde kullanılabilecek kalitede cevher üretilebilmektedir. Hindistan’daki Riher ve Orissa ile Gabon’daki Moando yatakları bu tür oluşumlara örnektir.
  4. Metamorfik Manganez Yatakları : Çeşitli yollarla oluşan manganez yataklarının sıcaklık ve basınç altında değişime ve zenginleşmeye uğraması sonucu oluşan bu yataklar kaliteli olup, ortalama % 40-50 Mn içerirler.
    Manganez kullanımında en büyük pay Demir-Çelik sektöründedir. Üretilen cevherin % 90-95’i bu alanda tüketilmektedir. İkinci önemli kullanım alanı pil-batarya ve kimya sanayii’dir. Elektrolitik çinko üretimi, uranyum üretimi, cam ve seramik endüstrisi, kaynak sanayii ve ziraat sektörü manganezin az miktarda kullanıldığı diğer alanlardır.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

Demir-Çelik Sektöründe manganez kullanımı şöyledir; üretilen manganezin % 95 kadarı manganlı demir alaşımları, demirsiz mangan alaşımları ve metalik manganez üretiminde kullanılır. Manganlı demir alaşımları içinde en önemlisi ferro-mangan olup demir-çelik üretiminde kullanılan manganezin % 90′ ı ferro-mangan halindedir. Manganez hemen hemen her türlü çeliğin üretiminde gerekli olup dökme demir eldesinde de önemlidir.

Manganezin Kullanım Alanları

-Ürün/Alan    ABD (%)
-Manganez Metal
-Çelik (Alaşım çelikleri dahil)
-Alüminyumlu Alaşımlar
-Diğer Alaşımlar
-Ferromanganez
-Çelik (Alaşım çelikleri dahil)
-Pik demirler
Türkiye’de manganez kullanım alanları manganezin Dünyadaki kullanım alanlarıyla parallellik göstermektedir.Türkiye’de manganez başlıca demir-çelik ve kimya sanayiinde kullanılmaktadır. Genelde manganez tüketiminin yaklaşık % 95’i parça mangan cevheri ve alaşımları şeklinde demir-çelik endüstrisinde, % 5’i de kimya sanayiinde olmaktadır. Kimya sanayiinde kullanılan manganez değişik sahalarda ve miktarlarda olmak üzere; suni gübre, cam, pil, seramik, oto boyası, refrakter, çimento, ilaç, fotoğrafçılık, petrokimya ve elektronik endüstrisinde kullanılmaktadır.

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

www.kimyadeposu.com

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Dolomit Nedir? Nerelerde Kullanılır?

Kalsiyum ve Magnezyumun çift karbonat bileşiği olan Dolomit’in kimyasal formülü  CaMg(CO3)2  olup, dolomitin  kalsitten ayrı özellikte bir mineral olduğu ilk kez Fransız Jeolog  Deodat de Dolomieu tarafından belirlenmiş ve 1791 yılında Count Dolomien tarafından isimlendirilmiştir. Kimyasal olarak teorik bileşimi aşağıdaki şekildedir:

CaCO3  : % 54.35
CaO  : % 30.4
MgCO3 : % 45.65
MgO : % 21.7
CO2 : % 47.9

Dolomit, kireçtaşlarından CaO ‘in yerini kısmen veya tamamen MgO ‘in alması ile oluşmaktadır. Bu yüzden bileşimi açısından kireçtaşları ile ilişkisi olup, yanalda ve düşeyde daima kireçtaşları ile geçişlidir. Bünyedeki kalsit ve dolomit oranlarına göre bazı araştırmacılar tarafından teorik bileşim baz alınarak şu şekilde sınıflandırılmaktadır; Teorik % CaCO3 + % 10 ve fazlası  CaCO3

Kalsitik  Dolomit

 

  • MgCO3 % 5-10      Magnezyumlu Kireç Taşı
  • MgCO3< % 5         Kireç Taşı

 

Ticari olarak dolomite çeşitli ısı değerlerinde işlemler uygulanabilir. Kalsinasyon işlemi uygulanmamış dolomite “ham dolomit”, 1100 oC’de ısıl işleme tutulmuş dolomite “Kalsine dolomit”, 1650 oC ile 2100 oC arasında ısıl işleme tabi tutulmuş dolomite ise “sinter dolomit (Dead Burned Dolomite)” denir. Prensip olarak karbonatlı kayaçlardan kireçtaşı ve dolomit, endüstride kullanılan en önemli kayaçlardır. Kireçtaşı, çoğunlukla CaCO3 içeren sedimanter bir kayaçtır. Dolomit ise CaCO3 ve MgCO3 içeren kayaçlardır. Aragonit ( CaCO3)  kalsitle aynı kimyasal özelliğe sahip olmasına rağmen kristal yapısı bakımından farklıdır. Aragonit, kalsitin zaman içerisinde altere olması ile oluşmuş metastabil bir mineraldir. Diğer karbonatlı mineraller siderit (FeCO3), ankerit (Ca2MgFe(CO3)) ve magnezit (MgCO3) ‘dır. Magnezit genellikle kireçtaşı ve dolomitle beraber bulunur ancak az miktarda bütünün içinde yer almaktadır. Benzer özellikleri sebebiyle, karbonatlı mineralleri bir diğerinden ayırt etmek pek kolay olmamaktadır. Özgül ağırlık, renk, kristal formu ve diğer fiziksel özellikleri, kayacın monomineralik olması koşuluyla, tanımlamalarda yardımcı olmaktadır. Seyreltilmiş hidroklorik asit çözeltisinde farklı minerallerin çözünme hızları, bu tür minerallerin arazide tanınmaları için yararlı bir yöntem olarak bilinmektedir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA

Kalsit, seyreltilmiş HCI çözeltisinde dolomitten çok daha fazla çözünmektedir. Böylece eğer taze bir yüzey üzerinde bu yöntem denenecek olursa, dolomitin bulunduğu yüzeye el lensi ile bakıldığında çeşitli rölyefler görülecektir. Diğer bir teknik boyama tekniğidir bu teknik aslında aragonit-kalsit ve dolomit yönünde azalan çözünme farklılığı esasına dayanmaktadır. Ancak bu yöntemin arazide kullanılması oldukça zordur, genellikle laboratuar ortamında kullanılmaktadır. X-Ray difraktometre teknikleri esas olarak iri boyutlu numunelerin karbonat mineralojisinin laboratuvar ortamında belirlenmesi için kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde kayaç içerisindeki kalsit dolomit oranı veya bu minerallerin yüzde değerleri bilinen bir standarda göre kıyaslanarak bulunabilir. Binoküler mikroskop kullanılarak yapılan ince kesit analizleri de bu karbonatlı kayaçların tanınmalarında yardımcı olmaktadır. Kalsit, dolomit ve ankerit’in ince kesitlerde boyama işlemi yapılmadan tanınmaları oldukça zordur. Bu tanımlamalar sırasında, karbonat taneciklerinin tipi, dokusu ve yapıları araştırılmaktadır. Tanımlamalarda kullanılan  en önemli unsurlardan birisi de fosil ve fosil izleridir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

Diğer önemli bir ayırt edici özellik de renktir. Renk minerallerin kabaca saflığı hakkında fikir sahibi olunmasına yardımcı olur. Ancak, bunun yanıltıcı da olabileceği unutulmamalıdır. Karbonat dışı mineralin küçük bir miktarı, renk değişiminin olması için yeterli olmaktadır. En meşhur yapı taşlarından, Hindistan kireçtaşı % 0.2 ‘den daha az Fe2O3 içermekte ve bu içerik, malzemeye kahverengi ve sarımsı kahverengi bir renk vermektedir. Keza, Carthage Mermeri  ise kahverengi ve fosilli bir malzeme olup, % 0.2 daha az demir ve alüminyum oksit içermektedir. Çok yüksek saflıktaki kireçtaşları, hafif kahverengi ile kül renginden beyaza uzanan bir renk içermektedir. Yeşil ve kül rengi gibi renkler içeren kireçtaşları genellikle, demir oksit veya karbonlu materyal içerdiğinin göstergesi olarak algılanmaktadır. Oksidasyon durumu arttıkça, renkler yeşile, kahverengiye ve kırmızıya doğru değişmektedir. Renk referans kartı, kayaç tanımlamalarında önemli katkı sağlayabilmektedir. Karbonatlı kayaçlardaki değişik miktarda ve tipte bulunan safsızlıklar, eğer söz konusu kayaçların yararlılık derecesini etkiliyorlarsa ekonomik  açıdan  önemli olmaktadırlar. Her safsızlık ile ilgili olarak en önemli iki soru vardır. Bunlar; ne kadar bulunur ve dağılımı nasıldır? sorularıdır. Bu safsızlıkların dikkate değer bir miktarı, kayaç içinde dissemine dağılımı ise bazı kullanım alanları için sorun olabilmektedir. Diğer taraftan safsızlıklar tabakalı bir şekilde kayaç içinde konsantre olmuşsa, bunlar bir zayıflık düzlemi oluşturarak, kayacın performansını olumsuz yönde etkileyebilmektedirler. Karbonatlı kayaçlar içinde yer alan ve en iyi bilinen safsızlık, kildir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

Kil mineralleri esas olarak, Kaolinit, İllit, Klorit, Smektit veya bunların karışımından oluşmakta ve kayaç içersinde dissemine veya tabakalı halde bulanabilmektedir. Kilin temel moleküler yapısı silika tetrahedrali( bir silika atomu ve dört oksijen atomu) ve alüminyum ve/veya magnezyum oktahedrali (alüminyum veya magnezyum atomu ve altı hidroksil iyonu) şeklindedir. Diğer kimyasal elementler yapı içinde dağılmış halde bulunmaktadır. Bu yüzden de kimyasal analiz yolu ile kil mineralinin yapısını anlamak mümkün olmamaktadır. Ancak kil minerallerinin tanımlamak gerekliyse, x ışınları, diferansiyel termik analiz veya elektron mikroskopu yardımıyla tanımlamak mümkün olmaktadır. Çört diğer bir emprüte olarak karbonatlı kayaçlar içerisinde yer almaktadır. Çört’ler, nodüler lensler veya yataklar halinde  veya dissemine olarak bütün kayaç içinde gözlenebilmektedir. Esas olarak çörtler çok küçük taneli ( 1 – 10 Mikron) kuvars tanelerinden oluşmaktadır. Çört’ler genellikle bütün renklerde bulunmaktadır. Ağır çörtlerin sertlikleri 7 civarındadır ve kırma işlemleri sırasında büyük aşınmalara yol açmaktadırlar. Poröz çörtler ise esas olarak geniş yüzeyli olmaları sebebiyle alkaliler içinde çözünebilmekte ve kimyasal reaksiyona girebilmektedirler. Bu yüzden de beton yapımında sorun çıkarmaktadırlar. Silikat, karbonatlı kayaçlarda ayrı bir yapıda silt veya kum tanesi boyutunda kuvars mineralleri halinde bulunmaktadır. Bazen kuvars, damarlar halinde de bulunabilmektedir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

Klastik yapılı kireçtaşları özellikle dikkate değer bir oranda kuvars, silt ve kum içerebilmektedirler. Bu taneler etrafı karbonat ile kaplanarak oolitik bir yapı gösterebilmektedirler. Çok ince taneli dissemine olmuş organik maddeler dolomit ve kireçtaşlarının en bilinen yapısal elemanlarındandır. Bu maddeler kahverengi ve siyah renkli kayaçların oluşmasına sebep olabilmektedirler. Bunlara örnek olarak, bitümlü malzemeler, petrol ve benzerleri verilebilir. İnce kesitlerde çözünmeyen artıkların incelenmesinde çoğu karbonatlı kayaçlarda değişik oranlarda iz minerallere de rastlanmaktadır. Ancak bunların endüstriyel kullanımında pek fazla zararları bulunmamaktadır. (Örn. Cam Sanayiinde) ancak yapı elemanı olarak kullanılmaları sırasında, ürünün fiziksel özelliklerini etkilediklerinden bir miktar dezavantaj da oluşturabilmektedirler. Ekonomik öneme sahip çoğu karbonatlı kayaçlar, kısmen veya tamamen biyolojik olarak deniz suyundan  veya sığ deniz ortamında oluşmuşlardır. İçinde fosil bulunan bir kireçtaşı kesin olarak oluşumunun biyolojik bir orijinden geldiğini kanıtlar. Ancak herhangi bir tanımlayıcı unsur yoksa ve ince taneli bir yapı ise bunun küçük organizmalardan türediği anlaşılmalıdır. Örneğin kil ve silt boyutlu partiküller, ölü alglerin aragonitik keskin kabukları olabilir. Çekirdek etrafında kalsiyum karbonat birikmesi ile oluşan oolitler, yine alglerin aktivitesi ile oluşmuş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Bazı bölgelerde mercan ve kalkerli alg’ler ki bunlar kireç saklayan organizmalardır, zamanında dalgalara karşı koyan ve resif (reef)  adı verilen büyük dalga kıran yapılar oluşturuyorlardı. Bu yapıların biyolojik aktif unsurları genellikle sığ denizlerde yer almakta olmalarından dolayı da oolitik formdan, iç içe geçmiş kalsiyum karbonatlı konsantrik yumrular oluşturmuşlardır. Zaman içinde çökelme ortamında biriken bu canlılar karbonatlı kayaçların oluşumuna kaynak teşkil etmişlerdir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

Karbonatlı kayaçların oluşumunu sağlayan bu depolanma alanlarının çevresi, oluşacak kayaçın saflığını, şeklini ve boyutunu ortaya koyması açısından oldukça önemli olmaktadır. Yüksek enerji zonlarında oluşan ve çok az karbonat dışı metaryal içermeyen kireçtaşları, yüksek saflıktaki karbonat minerallerinin kaynağını oluşturmaktadır. Düşük enerji alanlarında oluşan mikrit ise çok kil, silt ve karbonat dışı mineral içermektedir. Karbonat sedimanları depolama işlemi sonrası alterasyon ve modifikasyona son derece duyarlı olmaktadırlar. Dolomit’in orijini ekonomik jeologlar tarafından özellikle önemli olmaktadır. Bazı dolomitler, deniz suyunun presipitasyonu ile oluşurken, çoğu dolomitler, yüksek tuzluluktaki sular tarafından kalsiyum karbonatlı sedimanların veya kayaçların alterasyonu ile oluşmuşlardır. 1950’lerden sonraki karbonatlı kayaçların oluşumu üzerine yapılan modern araştırmalar, karbonatlı kayaçların sınıflandırılması konusunda dikkate değer bir etki yaratmıştır. Yeni bulunan bilgilerle çok sayıda sınıflama yapılmıştır. Endüstriyel jeologların nihai amacı  karbonatlı kayaçların orijinini bulmak değil onların kullanımına yönelik kimyasal ve fiziksel özelliklerini ortaya koyan bir sınıflama yapmak olmuştur. Karbonatlı kayaçlarla ilgili bir çok yaklaşımlar, klasifikasyon şeması temelinde yapılmaktadır. Ancak en yararlı kullanımı belki de onun kompozisyonu ve dokusu üzerinde yapılan sınıflamalardır. Kompozisyonu incelenirken en başta gelen husus kimyasal yapısı, tane veya fosil tipini saptama gibi minerolojik çalışmalardır. Dokuya ilişkin çalışmalar daha çok oluşum ve oluşum sonrası gelişen olaylara ışık tutan gözeneklilik, tane boyutu, kireç çamuru ve tane oranı gibi özelliklerdir. Karbonatlı kayaçlar doğada nadiren monomineralik yapıda bulunurlar. Bu kayaçların minerolojik bir klasifikasyonunun yapılabilmesi için, kalsit, dolomit ve karbonat dışı minerallerinin miktarındaki değişimlerin dikkate alınması gereklidir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

Kayaç tanımlamasının yapılabilmesi için böyle bir sınıflama yapılması, eğer yapısal parametreler de elde edildi ise,  son derece gereklidir, ancak endüstriyel amaçlar  için yeterli değildir. Kireçtaşı ve dolomitin endüstriyel kullanımında her ne kadar benzerlik bulunsa da belirli kullanım alanları için belirli daha özel kimyasal özelliklerin bulunması gerekmektedir. Bu özel gereksinmeler mineralojik özelliklerden çok kimyasal özelliklere dayanmaktadır. Bunlar CaCO3 (veya CaO),  MgCO3  (veya MgO) veya her iki oranın belli bir değerde olması safsızlıkların de tolere edilebilir ölçekte olmasıdır. Pratik bir kimyasal sınıflama örneğin % 97.5’dan  daha fazla CaCO3 içeren kireçtaşları, en yüksek kaliteli kireçtaşı, % 95’den fazla CaCO3 içerenler yüksek kaliteli, yüksek saflıktaki karbonatlı kayaç için ise CaCO3  + MgCO3 oranının % 95’den fazla olması gerekmektedir. Yüksek magnezyumlu dolomitler için % 43’den fazla MgCO3  (pür dolomit % 47.5 dolomit içerir) içermesi gerekmektedir. Mineralojik klasifikasyon sırasında yapılan dokusal klasifikasyon, karbonatlı kayaçların orijinini saptamaya yönelik jeolojik incelemelerden birisidir. Leighton ve Pendexter (1962) tarafından yapılan böyle bir çalışma, bir çok kireçtaşı için tane yapısı, mikrit miktarı (kireç çamur karışımı), çimento ve porozite gibi dört yapısal bileşenin göreceli olarak oranını karakterize ederek yapılmıştır.. Taneli ve mikrinitik malzemenin göreceli oranı, bir nomenclatural sistemin temelini oluşturmaktadır. Kuvvetli dip akıntıların olduğu  bölgelerde çamurların yataklanamamasından dolayı su akıntıları önemli ip uçları vermektedir. Diğer klasifikasyonlar, Folk (1962), Dunham (1962) tarafından, tane/çamur oranına göre yapılmıştır. Dolomit sınıflandırılmasında özel bir problem bulunmakta ve kireçtaşlarında olduğu gibi sınıflandırma yapmak mümkün olmamaktadır. Yataklanma sırasında dokusunun korunmuş olması durumunda, dokusal bir sınıflama yapmak mümkündür. Ancak çoğu zaman, esas doku kaybolmuş, onun yerine doku izleri yer almıştır. Birincil orijinli dolomitler için kristal büyüklüğüne göre bir sınıflama yapılır. Dolomit, fiziksel ve kimyasal yapısına bağlı olarak endüstride bir çok alanda kullanılır. Bunların en önemlileri aşağıda belirtilmiştir.

EN UYGUN FİYATLARLA DMRSÜREN KİMYA DA..

  • Yol inşaatlarında ve beton yapımında dolgu maddesi olarak.
  • Ziraat’te, gübre yapımında dolgu maddesi olarak ve toprak ıslahında.
  • Cam ve soda sanayiinde üretimde.
  • Boya sanayiinde dolgu maddesi olarak.
  • Seramik sanayiinde.
  • Kimya sanayiinde beyazlatıcı olarak.
  • Suyun filtrasyonunda.
  • Metalik Magnezyum üretiminde
  • Deniz suyundan ve yer altındaki Magnezyum tuzlarından MgO üretiminde.
  • Refrakter tuğla ve harçların üretiminde.
  • Demir-Çelik sanayiinde demir cevherinin sinterlenmesinde, çelik üretiminde cüruf yapıcı ve refrakter tuğlaları koruyucu olarak.

Kullanım alanlarından en önemlileri cam ve soda sanayi, refrakter malzeme imali, kalsine edildikten sonra deniz suyundan MgO üretiminde ve çelik üretiminde istenmeyen safsızlıkların cürufa geçmesini sağlamak amacıyla flux olarak kullanımıdır. Bu nedenle, dolomitin en çok tüketildiği endüstriler, cam ve soda, refrakter ve demir-çelik’dir.

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

www.kimyadeposu.com

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Grafit Nedir? Nerelerde Kullanılır ?

Grafit, gayet yumuşak, dokunumu yağsı ve ince levhalar halinde bükülme özelliğine sahip, bir karbon mineralidir. Sertliği 1, yoğunluğu 2’dir. Rengi siyah ve gri, çizgi rengi kül renginde ve yağlıcadır. Doğada; kristal, pul ve “amorf” diye tanımlanan şekilleri mevcut olup, en iyi formu kristal grafittir ve tenörü en yüksek olanıdır.
Doğada daha ziyade metamorfik zonlarda şistler ve mermerlerle birlikte ve magmatik kayaçların yakınlarında bulunmakta ve daha ziyade rejiyonal metamorfizma alanlarında daha geniş  rezervlere ve yüksek tenörlere sahip olabilmektedirler. Grafitin doğadaki yatak şekilleri; fillon, damar, adese, bazen de dissemine şekildedir. Sadece Rusya’da cevherleşme, dayk şeklinde magmatik olarak teşekkül etmiştir.
EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..
Grafit, karbonun üç ana allotropik şekillerinden biri olup, yatay tabakalar şeklinde oluşmuştur ve kullanım alanı hayli fazlacadır. Ülkemizde tenörü düşük bir kaç grafit yatağı mevcut olup, her geçen gün bu yataklara değişik özelliklerde, farklı yatakların da eklendiği izlenmektedir. Son yıllarda bazı demir çelik üretimi yapan fabrikalarımızın da  önemli ihtiyaçlarından biri olan grafit elektrotlarının ithal edilmesi durumu, grafitin önemini daha da arttırmıştır. Bu potaların yerli hammaddeye dayandırılarak, üretimlerinin Türkiye’de de yapılabilmesi, gerek döviz kaybımızı önleme, gerekse demir ve çeliğin üretiminin zamana göre çok önemli olabileceği özelliğinden dolayı, bu üretim organlarını dışa bağımlı kalmaktan kurtarmamız açısından  önemlidir.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..

Grafit, dünyada, teknolojinin gelişmesiyle birlikte, hızla kullanılan ve günümüz teknolojisinin vazgeçilemeyen bir  endüstri hammaddesi olmuştur. II. Dünya savaşından önce 200-250 bin ton olan dünya üretiminin son senelerde 800 bin tona ulaşması, ülkemizin grafit ihtiyacının gittikçe bariz bir şekilde artması ve örneğin A.B.D.’de 1979 yılında 60 bin ton civarında olan grafit ihtiyacının 2100 yılında 100 binlerce ton  civarına ulaşacağının beklenmesi de grafit ihtiyacının teknoloji gelişimiyle paralel olduğunu ortaya koymaktadır.
Ülkemizdeki grafit ihtiyacının karşılanabilmesi ve ilave potansiyelin ortaya  çıkarılabilmesi için mevcut potansiyelin vakit geçirilmeksizin uygun bir teknoloji geliştirilmek suretiyle işletilmeye açılması  zorunludur.
EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..
Üretim yapılan cevherlerin grafitleşme durumları daha ziyade X ışınları, reflektans ölçen fotomultiplierli mikroskoplar ve H/C oranlarının tesbitiyle saptanabilmekte, tenörleri de, bunlardan olumlu rapor alınması durumunda, “sabit karbon” yüzdelerinin tesbit edilmesi ile ortaya konabilmektedir. Numunenin grafit olup olmadığını saptamadan, sabit karbon yüzdesinin tesbiti ve böylece yorumlara gitmek hatalıdır. Bu gün işletilmekte olan gerçek grafitin yüzde reflektans değerleri % 6,5 ‘tan büyük olup, H/C oranları da 0,15 ‘ten küçüktür ve bu özellikte olan grafit yataklarının sabit karbon oranları da % 1,5  ile % 30 arasında değişmektedir. Tabii ki bunlardan daha yüksek tenöre sahip yataklar da mevcuttur.
EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..
Özellikleri nedeni ile, grafitin kullanım alanları çok geniştir. Yumuşaklığı nedeniyle, kurşun kalem yapımı ve hareketli metal aksamlarının yağlanması işlemlerinde, ateşe ve asitlere karşı dayanıklığı nedeniyle de döküm ve refrakter sanayiinde, pota ve laboratuvar malzemeleri imalinde kullanılır. Siyah renkli ateşe dayanıklı boyalar da  genellikle grafitten yapılır. İyi elektrik iletkenliği dolayısı ile elektrod, motor fırçaları, pil çubukları ve elektronik aletlerin imalinde kullanılmaktadır. Grafit ayrıca lastik, araba balataları, kibrit ve motor yağlarında katkı malzemesi olarak ta kullanılmaktadır.
EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..
Türkiye’de grafiti ham olarak tüketen sanayi dalları kurşun kalem ve döküm  sanayiidir. Boya yapımcıları ve demir çelik fabrikaları ithal grafit ve ürünlerini kullanmaktadırlar. Döküm sanayiinde kullanılan grafitte % 60 – 70 oranında sabit karbon istenilmektedir. Kurşun kalem sanayiinde ise bu oran % 95 in üzerindedir.
Grafit, sentetik olarak ta yapılabilmektedir. Petrol kok’u veya antrasit agglomeraları elektrik fırınlarında 4000 °C de ısıtılarak yapay grafit elde edilir. Kalsine petrol kokunun karbon içeriğinin çok yüksek olması yüzünden döküm fabrikalarında kullanımı çok sık olmakta bu da ucuz olduğu için yerli grafit üretimini etkilemektedir.
Bazen grafit yerine, öğütülmüş kok da, döküm yüzeyleri için kullanılmaktadır. Molibden disülfidler de katı yağlayıcı vazifesi görebilmekte ama oksitleyici şartlara daha fazla duyarlılık göstermektedir.
EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..
Dünyada, grafit, kristal damar tipi, levhamsı veya “amorf” (taş içerisinde mikro kristalcikler halinde, dissemine durumda bulunmakta olan grafit) şekilde teşekkül etmekte ve bunlar genellikle yeraltı madenciliği, yalnız levhamsı grafitler bazen açık işletme metodları ile üretilmektedir. Grafit, ham cevher içerisinde % 20 – 30 oranına kadar çıkabilmektedir. % 5’ten aşağı grafit içeren yatakların işletilmesi genellikle ekonomik değildir.

İşletme yöntemi, genellikle cevherin bulunduğu yere ve grafit türüne göre değişmektedir. Grafit cevherinin zenginleştirilmesi ise, yatakların çok büyük değişiklikler göstermesi nedeni ile farklı metotlarla yapılır. El ile temizlemeden, boyutlandırmaya, ağır sıvı ayırımında yüzdürmeye ve hatta çok fazla saflığının gerektiği durumlarda, kimyasal saflaştırmaya kadar değişen çeşitli zenginleştirme yöntemleri uygulanabilmektedir. Ufalama yolu ile zenginleştirmede en büyük sorun, özellikle pulsu grafitin bu ufalanma sırasında boyutlarının küçülmesidir. Küçük boyutlu grafitin de fiyatı düşüktür. Amorf grafitte en büyük sorun kilden ayrılma veya grafit, kuvars ile beraber ise, öğütülme maliyetlerinin yüksek oluşudur.

Bazı grafitlere, bazen kömür, bazende “Karni kömürü (yüksek oranda karbon içeren kok fırını ürünü)” veya kok kömürü katılarak piyasaya değişik özelliklerde, ama % C oranları nisbeten daha yüksek ürünler sunulmaktadır. Tabii ki bu ürünlerin aranan gerçek, doğal grafitle ilişkisi yoktur. Dünya’da  grafit, kristal damar tipi veya amorf teşekkül olsun, genellikle yeraltı madenciliği ile üretilmektedir. Yaprak veya levhamsı şeklindekilerde ise bazen yüzeysel metotlar uygulanır.

Doğal grafit, tek başına veya diğer bazı malzemelerle, belirli oranlarda karıştırılıp, şekillendirmek suretiyle, çok geniş bir alanda kullanılmaktadır. Grafitin kullanılmasında “sabit karbon” veya “kül içeriği yüzdesi”, grafit’in saflığını belirleyen ve buna bağlı olarak kullanım alanlarının saptanmasına yardımcı olan parametrelerdir. En saf grafitin daha ziyade elektrik bataryalarında, kuru pillerde, çelik sanayii ve elektrometalurji sanayiinde, elektrik cihazlarındaki elektrodlarda, kalem yapımında ve atomik grafit olarak reaktörlerde kullanılmasına karşın, daha az saflıkta olan grafitler  dökümcülükte (demir-çelik), boyacılıkta, refrakter kaplamalarda ve fırınlarda refrakter macunları yapımında, grafitli gres yağlarında   ve daha bir çok alanda kullanılabilmektedir.

Genellikle grafitin kullanım alanına göre, şekli belirtilmez. Ancak pota gibi şekillendirilmiş refrakterlerin yapımında, daha üstün özellikleri nedeni ile, pul şeklindeki grafit türü;  diğer tüketim alanlarında ise, ekonomik nedenlerinden ötürü, amorf yani küçük kristaller halinde, oluştuğu kayaç içerisinde dissemine halde bulunan grafit tercih edilmektedir.
Bugün, bir çok alanda doğal grafit, yapay grafitle yer değiştirebilmektedir. Bunun en önemli nedeni, yüksek sıcaklığa dayanıklılığı ve doğal grafite göre, 2.500  °C  sıcaklıkta daha az sünme  özelliğine sahip oluşudur.

Yapay grafit en çok elektrod yapımında kullanılmakta, elektrodlar ise elektrik ve ergitme yapılan, hurda demiri de kullanabilen bazı demir çelik fabrikalarında kullanılmaktadır. Elektrod artıklarından ise çeliğe karbon verici olarak faydalanılmaktadır. Bu nedenle, elektrodlarda  fiziksel özellikler yanında kimyasal olarak da, belli sınırların üzerinde empürite istenmemektedir. Yapay grafit üretimi sırasında empürite kontrolü kolaydır. Bu nedenle yüksek derecede saf yapay grafit, demirin, karbon oranını arttırmak gayesiyle de üretilmektedir.

Doğal grafit tek başına veya diğer bazı malzemelerle karıştırılıp, şekillendirilerek, sayılamayacak kadar çok geniş alanlarda kullanılmaktadır. Yağlayıcı olarak, elektrik sanayiinde, dökümcülükte, boyacılıkta, elektronik malzeme yapımında, izole tesislerinde, motorlarda, kurşun kalem yapımında ve daha birçok alanda grafitten yararlanır. En önemli kullanım alanı ise, çelik sanayii ve elektrometalurji sanayi’dir.
Grafitin kullanım alanına göre, genellikle şekli belirtilmez. Ancak, pota gibi şekillendirilmiş refrakterlerin yapımında, daha üstün özellikleri  nedeniyle, pul şeklindeki grafit türü, diğer metalurji uygulamalarında ise  daha ucuz olmasından dolayı, amorf grafit tercih edilmektedir.

a) Makine Parçalarında Yağlayıcı Olarak

Kayganlığı, yumuşaklığı ve makine parçaları üzerinde uzun müddet yapışabilmesi özelliği  nedeni ile, makine yataklarında yağlama maddesi olarak kullanılabilir. Bu alan için kullanılabilecek grafitin çok saf olması (en az % 95 grafitleşmiş karbon) ve kuvars gibi sert mineralleri içermemesi gerekir. Bu alan için en uygun grafit türü, şüphesiz pul şeklinde olanıdır. Grafit 0,1 – 1 mikron boyutuna öğütüldükten sonra, yağ, su, alkol veya bunlara benzer taşıyıcı bir sıvı içerisinde kolloid hale getirildikten sonra, makine parçasının istenen yerine iletilir. Taşıyıcı sıvının türüne bağlı olarak, grafit burada kuru veya yaş bir tabaka oluşturur. Kuru tip, fırın zincir ve arabalarında, motor silindirlerinde, deniz araçlarında ve kimyasal tesislerde; yaş tabaka türü ise, yüksek basınç altında, bilyeli yataklarda kullanılır.

b) Ergitme – Pota Endüstrisinde

Grafitin, dünya üretiminin hemen hemen yarısına yakın miktarı, bu alanda kullanılmaktadır. Grafitin ergime derecesi çok yüksek olduğundan (yaklaşık 4 000 °C), ısıya dayanıklıdır. Genleşme sabitesi çok düşük; mekanik yüklenmeye, kimyasal etkilenmeye ve sıcaklık değişimlerine karşı dayanıklılığı çok iyidir. Isıyı çok iyi iletmesi ve dış yüzeylerinin bir sıvının metali kavrayıp – tutmayacağı şekilde kaygan olması gibi nedenler de, özellikle döküm potaları için tercih edilen özellikler arasındadır. Bağlayıcı özellik kazandırmak için, ağırlığının yarısı kadar ateş kili veya kömür katranı; istenen özellikleri kazandırmak ve maliyeti düşürmek amacıyla da kum, ateş tuğlası ve asbest gibi ilaveler yapılır. Karışıma giren maddelerin oranı, kullanılış amacına göre değişir.
Pota için elverişli grafit türü, ince taneli (ortalama tane boyu 0,3 mm.), yoğunluğu fazla, kül ve kükürt içermeyen, yüksek tenörlü (% 85 veya daha fazla)  grafitleşmiş karbon içerendir. Kül içerdiği takdirde, külün ergime derecesinin yüksek olması (çoğunlukla Sri – Lanka tipi) istenir.
Grafitin kullanım alanları

Kullanma Amacı

Kullanıldığı Alanlar

 

Refrakterlik
(veya dayanıklılık)

Refrakter Tuğlalar
Döküm Boyaları
Potalar
Yatay Mufl Fırınları  (Retort)
Soba Boyaları
Elektrodlar
 

İletkenlik

Motor ve Jeneratör Fırçaları
Pil Tozları
Fren Astarları
Elektrodlar
Basım (Electro – Typing)
Isı Değiştiricileri
 

Karbon Verici

Karbon Yükseltici
İzabe İşlemleri
Nükleer Moderatörler
(Nötron Yavaşlatıcılar)
 

Yağlayıcılık

 

Yağlayıcılar
Motor ve Jeneratör Fırçaları
Barut Cilası
Lastikler
Kurşun Kalemler
Yataklar
Tohum ve Gübre Kaplama
Fren Astarları
Piston Halkaları (Segmanlar)
Motor Gömlekleri
 

 

Kimyasal Asallık

Contalar
Yapıştırıcılar
Boyalar
Refraktörler
Pil Karbonları
Döküm Boyaları
Pas Temizleyiciler (Kazanlar)
Soba Boyaları

c) Döküm Sanayinde
% 40 – 60 grafitleşmiş karbon içeren grafit tozlarının, asıl kullanıldığı yerler dökümhanelerdir. Kil ve kumla karıştırmak suretiyle döküm kalıpları yapımında kullanılır. Bentonit veya olivin ile karıştırılıp, öğütülmüş kok kömürü tozu ve petrol koku, bu sanayi dalında grafiti ikame edebilmektedir.

d) Kurşun Kalem Ucu Yapımında 

Kurşun kalem ucu, işlenmiş kaolen, bentonit ve grafit karışımından yapılır. Bu kullanıma en uygun grafit türü, ince taneli ve kompakt olanıdır. Yumuşaklığı nedeniyle, daha çok doğal grafit tercih edilir. Saflığının yüksekliği oranında, bu alandaki kıymeti artar. Düşük kaliteli kalem uçları için amorf grafit kullanılır. Her iki durumda da arzu edilen grafit türü, aşındırıcı madde (kuvars gibi) içermeyen ve % 96 oranında grafitleşmiş karbona sahip olandır.

e) Motor ve Jeneratör Fırçaları İmalinde

Bu malzemeler, yüksek sıcaklıktaki amorf veya damar türündeki doğal grafitten yapılır. Bu amaçla uygun grafitin grafitleşmiş karbon miktarı % 85’ten fazla olmalıdır. Grafit fırça yapımında, zift, katran veya reçine ile bağlanmış grafit ve metal tozları (bakır veya gümüş) kullanılır.

f) Grafitin Diğer Kullanım Alanları

Son senelerde kuru pil sanayiinde, bol miktarda grafit kullanılmaya başlanmıştır. Bunun için pul türü (levhamsı) ve grafit tozu en uygunu olup,  en az % 85 grafitik karbon içermesi gereklidir. Grafit ayrıca uçak sanayiinde, belirli jet motoru parçaları ve uçak parçalarında, büyük ölçüde ağırlık azaltılması için grafit flamanla kuvvetlendirilmiş kompozit malzemeler kullanılır. Bu tür malzemeler aynı zamanda, spor malzemelerinde de kullanılmakta olup, otomobillerde kullanılabilirliği konusunda da araştırmalar yapılmaktadır.

Grafit, atom reaktörlerinde, ilaç üretiminde, metalurji sanayiinin çeşitli dallarında çok yönlü olarak kullanılmaktadır. Toz metalurjisinde, grafit, yatak malzemesi yapımında ve çelik imalinde, çeliğe, karbon sağlayıcı olarak iki ayrı amaçla kullanılır. Grafit, toz harman malzemenin sıkıştırılmak suretiyle şekillendirilmesi sırasında yağlayıcı olarak; bu materyalin sinterlenmesi sırasında ise, metal oksitleri indirgeyici olarak görev yapar. Demir – çelik üretiminde kullanılan grafit çok saf olmalıdır. Diğer  bazı metallerin üretimindeki gerekli grafitin aynı derecede saf olması o kadar önemli olmayabilir. Grafitin saflığı, tane boyutu, boyut dağılımı ve nem durumu gibi faktörlerin değişimine bağlı olarak; aşınma ve sürtünmesi istenilen düzeyde, kendinden  yağlı yataklar imal edilebilir. Bu sahada kullanılan grafitin türü ve saflığı konusında bir sınırlama yoktur.

Türkiye’de Grafit
Türkiye’de grafit çalışmalarının, Maden Dairesi ve MTA Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, 1941 yılında başlamış ve 22’yi aşkın bölgede ekonomik değere sahip, az sayıda yatağın varlığı saptanmıştır. Bunlar, özellikle İnebolu – Abana, Yozgat – Akdağmadeni, Çığmış – Bandırma, Kütahya – Altıntaş – Oysu, Muğla – Milas, Adıyaman – Sincik, İzmir – Tire, İstanbul – Çatalca, Aydın – Germencik  ve  Artvin yörelerinde bulunmaktadır. Son yıllarda ülkemizde teknolojinin (MTA şartlarının) gelişmesiyle birlikte, yapılan grafit aramalarında kaliteli Balıkesir Susurluk iri kristalen grafiti, Adıyaman Sincik, ayrıca Konya Derbent civarları ve Kastamonu civarları umutlu grafit sahaları izlenimi vermişlerdir.

Ürünün Türkiye’de Bulunuş Şekilleri

Türkiye’deki hemen hemen bütün grafitler, dünyadaki “amorf” grafit sınıflamasına girmekte ve çoğu kayaç  içerisinde dissemine halde dağılımı mikrokristalen özellikte oluşumlardır. Balıkesir Susurluk, İnebolu, Yozgat ve Adıyaman grafit oluşumlarının, Türkiye’nin en iyi grafitleşmiş karbonunu içeren bölgeler olduğu, Kütahya, Bandırma, Konya, Kastamonu ve Muğla’daki oluşumların da yer yer grafite varan özellikler gösteren fakat daha ziyade,  “semigrafit” – “metaantrasit” özellikleri arasında geçişler gösteren olumlar olduğu, MTA Laboratuarlarında değişik zamanlarda yapılan analizler sonucu tespit edilmiştir. Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde görülen grafite benzer diğer oluşumlar ise, daha ziyade “meta antrasit” kömürleşme derecesindeki, organik maddenin nispeten daha az metamorfizme geçirmiş olduğu oluşumlardır.

Tüketim

Türkiyede grafiti ham olarak tüketen sanayii dalları kurşun kalem ve döküm sanayii’dir. Ayrıca boya yapımcıları da  ithal grafit kullanmaktadırlar. Bunların dışında, demir ve çelik fabrikalarının  kullandıkları büyük çaptaki hazır grafit elektrodları da dışarıdan satın alınmaktadır.
Döküm sanayiinde kullanılan grafitte, % 60 – 70 oranında sabit karbon aranmaktadır. Gerek döküm, gerekse kalem sanayiinin istediği grafit türü, iç üretimle karşılanamadığı için, ithal edilmektedir. Ancak bazı pik dökümü yapan imalathaneler, Milas ve Kütahya yörelerindeki sabit karbonu hayli yüksekçe olan semigrafit – meta antrasit oluşumlarından taleplerini karşılayabilmektedirler. Bazı boya imalatçıları da aynı malzemeyi kullanmakta ise de, ürettikleri boya, yüksek ısılarda bozulabilmektedir. Ülkemizde önemli ölçüde kömür tozu da, bu oluşumlara karıştırılarak,  bu alanlarda tüketilmekte, bunun da 12,000 tonu bulduğu iddia edilmektedir. Alüminyum sanayiinin petrol koku artıkları da, bir ara grafit yerine kullanılmıştır.

Mevcut Kapasiteler ve Kullanım oranları

Türkiye’nin grafit üretimi yönünden, dünya milletleri arasındaki yeri, önemli bir konum arz etmemektedir. Tüketiciler genellikle grafiti dışarıdan ithal etmektedir. Grafit olarak bir kapasiteden söz etmek zordur. Muğla – Milas amorf grafitinin yıllık üretim kapasitesi 5 – 6 bin ton civarında iken, şu anda üretim durma noktasındadır. 2000 yılında Kütahya – Altıntaş’ta bulunan kuruluşların tamamen üretimlerini durdurduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Bu tesislerdeki ürünün daha kaliteli olabilmesini sağlamak için yatırıma gereksinim vardır. Üretimde ana sorun ürünün meta antrasit ağırlıklı oluşu, ve de inorganik maddenin çoğunluğunun mikro oluşumlu kil boyutunda inorganik maddelerden meydana gelmesidir.

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

0216 4421200- 0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

www.kimyadeposu.com

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Kaolin Nedir? Nerelerde Kullanılır?

“Kaolin” kil hammaddeleri içinde Ca ve Na montmoryonit (bentonit) gibi tek mineralin başat olduğu yani diğer bir deyişle kaolinit minerali ile karakterize olan bir hammaddedir. Endüstriyel kullanımda “kalsine” edilmiş şeklide “kaolin” altında istatistiklere dahil edilir. Kaolinitik killer içinde kaolinitin zeginleştirilerek kullanıldığı hammaddeler kökenine bakılmaksızın “kaolin” olarak diğerleri ise kil hammaddelerine dahil edilmektedir. Örneğin ball kilide kaolinitik bir kil olduğu halde “kaolin” olarak zenginleştirilmesi hem çok zor hem de endüstriyel olarak gereksizdir. Kil dışı mineraller, diğer killer (illit-smektit gurubu) ve organik madde içeriği ile ball kili plastikliği yüksek çok iyi bir kaolinitik bir kil hammaddesidir. Üretilen kaolinlerin parlaklığı, aşındırıcılığı, vizkositesi ve tane boyu dağılımı-max tane boyu-şekli ve bunlara bağlı olarak reolojisi (su +kil davranışı) çok önemlidir. Bütün bu özellikler de kaolinin oluşum koşulları ile belirlenmekte ve üretim sonrası işlemler ile geliştirilmektedir. Burada “giriş” bölümünde belirtilmesi gereken konu ile ilgili her terime Türkçe karşılık bulunması zorluğudur. Bu nedenle orijinal ingilizce terimler parantez içinde verilmiştir.  “Kil” hammaddeleri kısmında verilen çeşitli sınıflamalara ek olarak ABD jeolojik araştırmalar kurumu istatistiklerinde kullanılan  kil hammaddeleri sınıflaması da aşağıdaki gibidir.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..

  • Kaolin, ball kili, hallosid, ve refrakter killer
  • Bentonit ve Fuller toprağı (Bentonite and Fuller’s earth)
  • Diğer killer ve şeyller (Miccellaneous clay shales) (Common clay)

Bu sınıflamada killerin mineralojik sınıflamasına uygun olduğu görülmektedir, şöyleki

  • İlk grup “kaolinitik killer”
  • İkinci grup “smektitik killer”
  • Son grup“ illitik-karışık killer (illit kaolinit, smektit ve klorit)”

Kaolin, ball kili, hallosid, ve refrakter killer DPT raporlarında şimdiye kadar 2. grup “Kaolin, ball kili, hallosid, ve refrakter killeri” içinde kaolinler ayırt edilmiş geriye kalanlar refrakter killer ve ball killeri yani sedimanter yataklarda oluşan  “kil” veya “seramik killeri” olarak sınıflandırılmış ve diğer killer bentonit, fuller toprağı ve tuğla-kiremit toprakları (diğer killer ve şeyller) sınıflamalarda ve istatistiklerde yer almamıştır. Yukarıda yapılan sınıflama ile  “seramik killeri” ve “kaolinit” şeklindeki sınıflama arasındaki uyumsuzluk  her zaman sağlıklı raporların ve istastistik bilgilerinin verilmesini engellediği için bu raporda rakamlar yukarıdaki sınıflamaya uygun olarak verilmiştir. Minerolojik sınıflama tablosu “kil hammaddeleri” kısmında verilmiştir. Bu tablodan anlaşılacağı gibi kaolinit, bir kil minerali olup  2 tabakalı ve eş boyutludur. Killerin mineralojik sınıflandırılmasında, terminolojide tam bir birlik sağlanamamış ve uzun yıllar tartışılmıştır. Ross ve Kerr kaolin ismini bir grub mineral (kaolinit, dikit, nakrit, ve halloysit) için kullanmış, bazı yazarlarda petrografik bir tanımlama olarak kaolin grubunu kil minerallerinden oluşmuş bir kaya ismi olarak kullanımışlardır. “Kandites” ismi Brown tarafından kaolin grubu kil mineralleri için önerilmiş ve kabul görmemiştir. Killerin bu mineralojik sınıflamasının yanında özellikle seramik hammaddecilerinin kaolinitik kil olarak adlandırdıkları karışımlarda birincil kil minerali kaolinitdir.

Çin kili (China Clay) İngilterede Devon ve Cornwal’de yerinde oluşmuş, kuvars, mika ve feldspat içeren birincil kil minerali olarak kaolinit içeren bir kildir ve Düvertepe Kili/Kaolini oluşumları ile eşdeğerdir. Ball kili denilen hammadde kaoliniti birincil kil minerali olarak içeren sedimanter olarak oluşan bir hammaddedir, genellikle yüksek organik malzeme içeren ve tane boyu olarak Çin kiline göre çok ince taneli ve plastisitesi ve kuru dayanımı yüksek bir kildir. Pişme renkleri ve düşük refrakterliği ise dezavantajıdır. Ülkemizde İstanbul ve Söğüt killeri içinde birincil kil minerali olarak kaolinit içeren  killerde ball kilidir. Oluşum farkından dolayı, yerinde oluşmuş kaolin cevherleşmesi  ile orijinal mineralleri kaolinitten oluşan taşınmış kil yatağı arasında kaolinit minerallerinde de farklılıklar olmaktadır. Bunlar; – Yerinde oluşmuş kaolin cevherleşmesi  içindeki yabancı maddelerin sedimanter kil yatağından daha az olması nedeniyle görünüşleri daha beyaz ve pişme renkleri daha beyazdır.

Yerinde oluşmuş kaolin cevherleşmesi  içindeki kaolinit kristalleri kil yatağında ki kaolinitlere göre daha büyük olup, bu farktan dolayı kaolinitik killer daha plastik ve kuru, mukavemetleri daha yüksektir. -Yerinde oluşmuş kaolin cevherleşmesi içindeki kristaller özşekillidir. Taşınmışlarda ise köşelerden kırılmalar olmuş ve boyları daha küçülmüştür

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..

Refrakter killer, Ateş kili ve  Flint kili Ateş kili (fire clay) kömür yataklarında kömür ile birlikte oluşan ve asidik ortam nedeni ile alkalilerin tamamen ortamdan uzaklaştığı sedimanter, ince taneli kaolinitik bir kildir ball kilinden farkı daha az alkali ve Al zengin bohmit ve disaspor  içermesi renkli pişmesidir ve bu nedenle refrakter özellik göstermesidir erime sıcaklıkları PCE 19-37 arasındadır. Norton açık renkte pişen ve refrakterlikleri PCE 19-37 arasında olan kaolin ve ball killerini bu sınıfa dahil etmemektedir. Renkli pişen ve SK 19-37 arasındaki killeri refrakter kil olarak değerlendirmektedir. Seger konileri (PCE) SK ile belirlenen ASTM  C24 standartlarına göre ölçülen 19 ve 37 arasındaki koniler arası erime sıcaklığı olan killer refrakter killer olarak tanımlanır. Bu aralıkta bir kil “kaolin” de “ball kili” de olabilir ve “refrakter kil” olarak adlandırılabilir. Ateş kili terimi asidik bataklık ortamında oluşum ortamı nedeni ile yüksek Al ve Al zengin kil dışı mineraller (böhmit, diaspor, boksit) içeren killer için kullanılır. Ateş killerinde kaolinit minerali iyi kristalli ve al zengin mineral içeriği yükesek ve sert konkoidal kırılan şekli  “Fint clay” olarak adlandırılır. Bunun yanında ateş killerindeki kaolinler genellikle “b eksen düzensiz” “  ateş kili minerali” dir, yani kötü kristallidir.  DTA eğrilerinde 200 C ciıvarında iyi kristalli kaolinlerde gözlenmeyen bünyelerindeki suya ait endotermik pikler gözlenir. Bu gurub killer “kaolin” dışında kil hammaddeleri içinde değerlendirilir.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA..

Diğer killer ve şeyller (Miscellaneous clay and shales) (Common clay) Tuğla kiremit ve stonware kili olarak veya tuğla-kiremit toprakları diye isimlendirilen bir kısım killi hammaddeler yüksek demir içerikleri ve  genellikle  kaolinit, illit, smektit, klorit ve karışık tabakalı kil minerali içerikleriyle karakterize olurlar, kalsiyum ve organik madde içerikleride yüksektir. Oluşum itibariyle, feldspat ve mika  içeren granitik veya volkanik kayaçların yerinde vaya bunlardan türeyen klastiklerin feldispat egemen kumtaşları (arkoz) bozunması (wheathering) ve değişimi (alteration) ile  kaolinit mineraline dönüşmesi sonucu kaolin yatakları oluşmaktadır. Ana kayaç içindeki alkali ve toprak alkali iyonların, çözünür tuzlar şeklinde ortamdan uzaklaşması sonucu zengin Al2O3 içerikli sulu silikatlar içeren minerallerden oluşan kayaçlar oluşur. Bütün kaolin gurubu mineraller aynı kimyasal bileşimde ancak değişik uzaysal oriyantasyonaları olan (yapısal ve sıralanma farkları) olan minerallerdir. Dünyada yerinde oluşmuş kaolin yatakları sedimanter yani ikincil yataklardan fazladır çünki sedimanter yatakların oluşması ve korunması çok özel jeoljik koşulları gerektirmektedir. Kaolinit mineralleri çok değişik derecelerde kristallenme göstermekte ve bu ölçülmekte ve  Hinckley indexi olarak XRD grafiklerinden saptanmaktadır. Genellikle yerinde oluşan yataklarda kristallik derecesi taşınmış kaolinitlerden yüksektir bu durum plastikliği azaltmaktadır.

2 Kal Si3O8 + 3 H2O = Al2Si2 O5 (OH)4 + 4SiO2 +2K (OH)

K Felds                Su Kaolinit                      Silika              Potas

Bu oluşum çok miktarda yağış, hızlı drenaj  ve ılık ve tropikal iklim, su tablasının çözülenleri taşıyacak düzeyde olması yani topoğrafyanında önemli olduğu bir koşullar birliği gerektirmektedir. Bu oluşum modeline göre altere olan ana kayacın taşınmadan bozunarak yerinde kalması sonucu birincil veya kalıntı kaolinit yatakları oluşur. Ana kayaçların bozunma öncesi taşınıp, taşındıktan sonra depolanması veya bozunma sonucu taşınıp  depolanması sonucu kaolinitin başat mineral olduğu sedimanter kil yatakları oluşur. Bazı sedimanter kaolinit yataklarında kaolinit yanında illit, diğer kil dışı mineraller ve organik maddece zengin olarak ball kili tipinde bazıları ise kaolin zengin (Georgia kili) yataklar oluşmaktadır. Ball killerinde yerinde oluşan kaolinlere göre daha plastik ve pişme dayanımı daha yüksek kaolinitik killer oluşmaktadır. Ana kayaç olan  riyolit  ve  granitler içinde kaolinleşmeyi sağlayan sular, ana kayaç parçacıkları ile birlikte silikat bünyesinde olan SiO2, K+, Na+, Fe2O3, S, CaO, MgO kısmen  orijinal bünyeden uzaklaştırılmakta yada suların tesiri sonucu çeşitli bileşenlere dönüşmektedir.

SiO2, silika, orijinal kayaç bünyesinde belirli kısmı Al2O3 ile birleşerek kaoliniti meydana getirmekte, fazlası ise dışarıya atılmaktadır. Kaolinleşmeyi sağlayan eriyiklerin dışarıya atılması sırasında silisin belirli bir kısmı cevherleşme yüzeyinde demirli-silisli şapka şeklinde kabuk halinde kalmaktadır. Dışarıya atılamayanlar ise cevherleşme içinde serbest silis taneleri şeklinde veya kaolinleşme içinde opal (silis) bantları şeklinde kalmaktadır. Kaliteyi belirleyen en önemli unsurlardan olan silislerin bünyeden yoğun olarak atılması halinde kaliteli kaolin cevheri meydana gelmektedir. İçinde serbest silis tanesi olarak kalan kaolinler ise, daha kolay ayrıştırılabildiğinden süzülebilir kaolin niteliği kazanmaktadır. Fe2O3 : Orijinal kayaç bünyesinde yer alan demirin kaolin içinde olmaması istenilen en önemli kriterden biridir. Ancak kimyasal işlem sırasında demirin belirli bir kısmı kaolinleşme sırasında uzaklaştırılamadan kalmaktadır. Alkaliler ve Al2O3 : K2O + Na2O, Kaolin oluşunda belirtilen feldspatların bozunması sonucu kaolinleşme olmaktadır. Feldspat K2O.Al2O3.6SiO2 (Potasyum), Na2O.A22O3.6SiO2 (Albit) ne kadar fazla bozunursa, ortamdan o kadar fazla K2O ve/veya Na2O atılmaktadır. Bunların atılması (ortamdan uzaklaştırılması) ne kadar fazla olursa, kaolinleşmeyi belirleyen Al2O3 oranını o kadar artacaktır. Asidik bataklık yani kömürün de oluştuğu ortamlarda alkali ve demirin uzaklaşması daha fazla olduğu Al zengin fazlar ile birlikte daha refrakter ateş ve flint killeri oluşmaktadır.

İdeal Kaolin Bileşimi: Al2O3.2SiO2,2H2O olup kaolinitte;

SiO2 (Silika)  % 46.54 Al2O3 (Alüminyum Oksit)  % 39.50 H2O (Su)     % 13.96
             Toplam      % 100.00

 

Kaolin içindeki Al2O3 haricindeki diğer bileşenlerin yüksek olması demek, Al2O3 oranının idealden (% 39.50’den) az olması demektir. Bu da kalitesinin daha düşük olması demektir. SO3 (Kükürt) ve Alunit: Kaolinleşmeyi sağlayan kimyasal işlem sırasında ortamda elementel S varsa; H2SO4+ (Sülfürik Asit) oluşacaktır. Kaolinleşme işleminin olabilmesi için ortamdan uzaklaştırılabilecek madde, alkalilerden K2O olup, bunun çözünmesi sırasında bazen tamamı uzaklaştırılamamakta ve ortamda bir miktar K kalmaktadır. K, ortamda çözünür halde bulunan; Al2O3 2(SO4)3 + H2O -> 2 Al (OH)3 + H2SO4 şeklinde çözümü Al+3 suda çözünen Si(OH)4 ile birleşerek kaolinit oluşur. Ortamda K geldiği zaman K mevcut Al2(SO3)3 ile birleşerek alunit KAl(SO4)2.12H2O oluşacaktır. Bu nedenle kaolinin bileşiminde alunit varsa K2O oranı ile SO3 den dolayı ateş zayiatı yüksek çıkmaktadır. FeS2 (Pirit) : Kaolinleşme işlemi sırasında Fe açığa çıkması ve ortamdaki S ile birleşmesi sonucu bazen demir sülfür bileşiği olan piritler saçılmış halde kaolinleşme içinde (daha ziyade taban ve yan kısımlarda) gözükmektedir. Ortamda K atılımı olması halinde SO4‘ün belirli kısmı kalacağı için kaolinlerde alunit olması (maksimum % 0.5’e kadar SO4) normal sayılmakta olup, SO4‘ün tamamının ortamdan atılmadığını göstermektedir. Seramik teknolojisinde yukarıda bahsedilen safsızlıkları oluşturan Fe2O3 (demir), SO3 (kükürt) gibi safsızlıklar kaolinlerin en önemli özelliği olup, bunların renk vermesi (Fe2O3), SO3 (kükürt), seramikte fırın sıcaklıklarında başka kimyasal reaksiyonlara girerek seramiğin bünyesini bozması özelliklerinden dolayı istenmemektedir. Kaolinit minerali, seramik yapımında ısıtıldığında 200°C’nin altında higroskopik suyunu bırakır. 500-600°C’de kimyasal formüldeki kristal suyunu bırakarak metakaolinite dönüşür.

Al2O3.2H2O.2SiO2  -> Al2O3.2SiO2+2H2O-> Enerji Metakaolinit

980 °C’de metakaolinit mullit ve silise (kristobalit) dönüşür.

3(Al2O3.2SiO2 2H2O)                     3Al2O3.2SiO2     +      4SiO2        +       6H2O Mullit                                                                        Kristobalit

Pişen kaolinit  980-1000°C’de  mullit ve amorf silikaya ve sıcaklığın yükselmesi ile bir kısım silika da kristobalite dönüşmektedir. Saf kaolinit iyi bir Al –Si karışımı olduğu için bu nedenle kaolinit müllit elde edilmesi için iyi bir başlangıç hammaddesidir.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

KAOLİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1-Kaolin ( filim tabakası olarak kaplama) (0.15 µm plakacık kalınlığı)
2-Fiber ve polimer  uzama ve kuvvetlendirme (fiber and polimer extension and reinforcement)(yüzey kimyası çok önemli)
3-Kaolin kimyasal bileşimi, adsorblayıcı ve seyreltici olarak
4-Parlatıcı ajan olarak (kalsine edilmiş kaolin)  Yukarıdaki endüstriyel özelliklerine göre ürün standartları değişkenlik göstermektedir. Bu değişiklikler mineralojik bileşim, kimyasal bileşim, tane boyu dağılımı ve çeşitli reolojik özellikleri itibariyle olmaktadır. Aşağıda kaolinler (monomineral) veya kaolinitik killerden olan ball kili’nin mukayeseli özellik değişimleri verilmektedir

Çeşitli  kaolinlerde istenen ürün özellikleri

Kağıt kaolini

Çimento

Dolgu Kaplama

Porselen

1

2

Seramik

SiO2

48

47

46 – 48

Al2O3

min 35

min 35

min % 30

min % 30

% 28

15 – 30

Fe2O3

max 0.4

max 0.4

max 0.5

max 0.4

max 0.4

max 0.5-1.00

TiO2

max 0.05

max 0.05

max 0.1

CaO

0.2

0.1

0.2

MgO

0.2

0.1

0.5

K2O

1.5

0.5

1 – 1.5

Na2O

0.2

0.2

0.1 – 0.3

SO3

max % 1

max % 1

Eser

max % 1

max % 1

max % 0.2

A.Z.

% 12 – 13

% 12 – 13

% 11 – 13

-2 mikron

% 60

% 80

-5 cm

-5 cm

+10 mikron

max % 10

max % 2

-10 cm

-10 cm

+50 mikron

max % 0.1

max % 0.05

Beyazlık

min % 80

min % 85

Aşındırma

30

50

Viskozite

68 – 70

68 – 70

 

Kaolinit ve hallosit minerallerinin tipik kimyasal özellikleri

Kaolin Türkiye

Kaolin Georgia

Kaolin İngiltere

Hidrate Halloysit

Dehidrate Halloysit

Fe’ce Zengin Halloysit

SiO2

45.0-47.0

45.30

46.77

40.0-46.0

46.20

44.70

Al2O3

37.0-40.0

38.38

37.79

35.0-40.0

39.80

28.10

Fe2O3

0.01-0.8

0.30

0.36

0.01-0.4

0.17

12.80

CaO

0.05-0.6

0.05

0.13

0.2-0.8

0.34

eser

MgO

0.1-0.3

0.25

0.24

eser-0.2

0.02

0.1

Na2O3

0.1-0.3

0.27

0.05

0.1-0.2

0.01

1.70

K2O

0.2-0.5

0.04

1.49

eser-0.5

0.02

TiO2

0.5-0.3

1.44

0.02

0.01-0.2

0.02

H2O

0.2-14.0

13.97

12.97

2.0-14.50

14.00

13.30

 

Seramik ve beyaz çimento kaolenleri  ve refrakter  killerinin kimyasal özellikleri

SERAMİK KAOLİNLERİ*

BEYAZ ÇİMENTO KAOLİNLERİ**

REFRAKTER KİLLERİ

ÇİN KİLİ

FLINT (A.B.D)

SiO2

59.5-73

51-67.5

33.3-44.0

49.5-52.5

44.4-45.9

Al2O3

19.0-28.0

22.0-29.0

36.0-45

30.0-35.0

35.8-38.6

Fe2O3

0.5

0.4

2.0-2.1

0.4

0.55-0.75

TiO2

0.3-0.4

0.4-0.5

0.9-1.0

0.2

2.1-2.28

CaO

0.1-0.2

0.1

0.2-0.3

0.1

0.04-0.06

MgO

0.1-0.2

0.1

0.2-0.3

0.1

0.1-0.4

K2O

0.1-0.3

0.5-2.0

0.2-0.8

0.1

0.3-0.5

Na2O

0.1-0.3

0.3-0.4

0.4-1.0

0.2

0.1-0.4

Ateş Kaybı

6.7-10.5

9.0-20.0

15.0-18.0

13.4-15.0

13.0-14.0

(*) : K-1 K3 Kodlu Killer;  (**) : KCW1 – KCW3 Kodlu Killer  [Esan A.Ş.]

 

Ball kili ve kaolin özellikleri

KAOLİN

BALL KİLİ

+ 10 µm (%)

2-20

– 2 µm (%)

35-70

60-86

– 1 µm (%)

45-80

Kırılma Modülü ( kgf/cm2)

4-15

20-40

Kaplama Yoğunluğu(%)

55-70

60-65

Kaplama Oranı

0.3-2.0

Ateş Parlaklığı

85-92

50-70

Absorbsiyon

15-20

3-13

Büzülme

5-10

5-15

Kaolinit İçeriği

85-97

50-70

ABD kaplama kaolinlerinin fiziksel özellikleri

KAPLAMA  KALİTE

DOLGU KALİTE

HAM ISO PARLAKLIĞI (%)

81.5-90.5

76-84

TAPPI PARLAKLIĞI (%)

86-92

80-86

SARILIK (%)

4-6.5

5.7-8

< 2 µm (%)

80-100

50-80

+ 325 MESH’DE KALAN (%  MAX.)

0.04

0.01

YÜZEY ALANI m2/g

13-22

15-22

% 70 KATIDA VİSKOZİTE

6.0-7.5

Kağıt Sanayinde Kullanılan Kaolinlerde Parlaklık Ve Tane Boyutu Özellikleri

KALİTE

TANE BOYUTU < 2 µm (%)

PARLAKLIK  (%)

NO : 3

73

85-86.5

NO : 2

80-82

85.5-87.0

NO : 1

90-92

87.0-88.0

İNCE No : 1

95

86.0-87.5

DELAMİNATED

80

88.0-90.0

YÜKSEK PARLAKLIK NO: 2

80

90-91

YÜKSEK PARLAKLIK NO : 1

92

90-91

YÜKSEK PARLAKLIK İNCE NO :1

95

90-91

 

 

 

 

 

 

 

 

Seramikte kullanılan kaolinlerin  fiziksel özellikleri

Standart Porselen

Remblend U.K.

Zettltz 1 A

Pleyber GX

Burella 201

Cyprucast

% > 10 µm % <   2 µm Katı Akışkanlık (mm2/dak) Pişme Parlaklığı Katı Konsantrasyonu %

2.2 70 0.35 91 63

17.6 39 2.0 86 65

7.3 67.5 0.46 89.4 59.8

6 61 2.0 91 65

– 39 1.95 91.3 63.2

17.4 57.6 1.4 90.4 70

1180 °C  Toplam Su Çekme % Su Emmesi  % Fırın Parlaklığı %

9 15 88

7.5 16 87

7.9 16.7 91.4

8 19 89

5.5 19.6 92.2

6.3 16.1 87.8

1280 °C  Toplam Çekme% Su Emmesi   %

14 6

11 9

10.9 12.5

12 10

7.5 15

10.4 13.7

 

Seramikte kullanılan kaolinlerin kimyasal bileşimleri

 

Kullanım alanı

SiO2

Al2O3

Fe2O3

TiO2

CaO

MgO

R2O

Parlaklık
Yeni  Zelanda

Sofra Seramiği

49.9

35.5

0.28

0.06

Tr

0.02

0.11

13.91

İngiltere

Sofra Seramiği

47.0

38.0

0.39

0.03

0.10

0.22

1.15

13.0

Çin

Sofra Seramiği

49.0

36.38

0.13

Tr

0.13

0.28

1.86

12.0

Kore

Refrakter

48.0

36.0

1.80

0.10

0.10

0.30

0.40

13.3

İngiltere

Saniteri

48.0

37.0

0.68

0.02

0.07

0.30

1.75

12.5

A.B.D.

Boya Dolgusu

44.4

53.3

0.49

1.74

0.02

0.03

0.32

0.10

A.B.D

Plastik Dolgusu

43.9

53.2

0.38

1.68

0.02

0.05

0.27

0.50

Avustralya

Kauçuk Dolgusu

49.0

37.0

0.83

0.72

0.05

0.08

0.35

13.0

 

Kaolin yatakları oluşum faktörlerine göre 3 şekilde oluşmaktadır bunlar:

  1. İklimsel faktörlerle dönüşüm (Zettlitz tip);
  2. Hidrotermal dönüşüm (Cornwall tip);
  3. Klimatik ve hidrotermal dönüşüm (karışık tip).

Murray, H.H ise “Kaolin, Kaolin and Kaolin” adlı yayınının isminde 3 ayrı kaolini hidrotermal, kalıntı ve sedimanter yataklarda oluşan killer olarak açıklamıştır. Kaolin petrografik olarak bu yatakları oluşturan kayaç ismi ve/veya bu kayacı oluşturan başat kaolin gurubu mineralleri olan kaolinit, hallosid, dikit ve nakritin bulunduğu “kil mineralleri gurubu” ismidir.  En önemli minerali Kaolinitdir (Al2Si2O5(OH)4)  alüminyum hidro silikat bileşimli bir kil mineralidir. Kaolinin fiziksel ve kimyasal özellikleri onun kullanım alanlarını belirler bir kısmı kağıt kaplamacılığında bazıları dolgu,  diğer bir kısmı ise  seramik ve refrakter üretiminde kullanılmaktadır. Bu kullanım alanlarının çeşitliliğini  yatakların oluşumunda etkili olan jeolojik faktörler kontrol etmektedir. Murray meşhur yayınında “Kaolin, Kaolin and Kaolin” adını vermesini bu çeşitliliğe atfetmektedir. Yerinde oluşan kaolin yatakları salt hidrotermal değişim(hydrothermal alteration) veya kalıntı-bozunma (residual wheathering) ile oluşmakta kalıntı-bozunan yataklarda hidrothermal değişim etkileride görülmektedir(Maungaparerua bay and Mahimahi-New Zealand ve Cornwall-England yataklarında olduğu gibi).

Kaolinin yanında illit smektit gurubu, kil dışı mineraller ve organik maddelerin olduğu ball kili tipi yataklar olduğu gibi Georgia and South Carolina yataklarında olduğu gibi % 90 -95 kaolinit minerali içeren dünyanın en büyük “kaolin” yatağı da sedimanter yataklardır. Kökensel olarak Georgia ve ball kili yatakları aynı olduğu halde mineralojik bileşimleri çok farklıdır bu nedenle kullanım yerleri de farklıdır. Georgia killeri ball kili gibi sedimanter bir yatakda bulunduğu halde tek mineralli monomineralik bir  “kaolin” yatağı olarak kabul edilir. Kil yatakları kökensel olarak  hidrotermal, kalıntı ve sedimanter olarak üçe ayrılır ve genel olarak  ilk ikisinde “kaolin” üçünçü de ise “ball kili” oluşur ve hepsi başat olarak kaolinit içerir.  Sedimanter olarak oluşan Georgia killeri de “kaolin” dir (% 90-95 kaolinit). Kaolinin yüksek miktardaki üretimine karşılık, sadece birkaç ülkede birinci kalitede ve kaplama nitelikli kaolin yatakları bulunmaktadır. Kaplama (astar) kaolinin başlıca üreticisi olarak iki bölge egemendir. Bunlar; kuzeyde yeralan ABD ve Latin Amerika’da ise Brezilya’dır. Bununla birlikte Meksika’nın düşük çaplı üretiminin gelecek yıllarda 150,000 – 300,000 ton/yıl kapasiteye ulaşabileceği kaydedilmiştir. Başlıca yataklar; ABD, İngiltere, Brezilya ve Avustralya, daha küçük olanları ise Batı Almanya ve İspanya’da yer almaktadır. Dolgu niteliği taşıyan kaolin yatakları ise; Hindistan, Çekoslovakya, Romanya, Endonezya, Tayland, Güney Kore, Çin ve Sovyetler Birliği’nde bulunmaktadır.

Hidrotermal yataklar

Çin halk cumhuriyeti Jingsu bölgesinde bulunan Suzhou yatağıdır. Değişik karakterde birincil kayaların hidrotermal alterasyonu ile değişik özellikte kaolinler oluşmuştur. Başat kil minerali kaolinit ve hallosiddir, alunit serisit kuvars pirit ve kalsedon aksesuar mineral olarak bulunur. Yaş methodlar ile zenginleştirilen kaolinler seramik sektöründe kullanılmaktadır. Japonya Hidrotermal yataklar Japonya’da çoktur. En büyüğü Okayam’daki Itaya’dır. Rosecki adı verilen sert kaolinit yanında diaspor, pirofillit içerir. Pleysitosen vokaniklerinin hidrotermal alterasyonu ile nakrit, dikit ve hallosid yanında alunit de bulunur. Meksika 100,000 ton’dan fazla kaolin üretimi yapılan Meksika da 9 ayrı bölgede vardır.  Üst senozoyik vokanik kayaların hidrotermal alterasyonu ile oluşmuştur.  Refrakter kaolinler düzensiz kaolinler  ve çok küçük tane boyunda kuvars dan oluşur. Guanajuato kristobalit içern kaolinler dikit ve nakrit de içerir.

Residual yataklar

Avustralya Melbourne kuzeybatısında bulunan Ballarat ve Pittong yatakları granitlerin bozuşması ile oluşmuştur. Kuvars ve hallosid kaolinitin yanında bulunur. Yaş işlemle zenginleştirilir. Çekoslovakya Karlovy- Vary bölgesinde buluna yataklar granitlerin bozunması ile oluşmuştur.  Kretase ve Palosende oluşan kaolinler seramik, refrakter ve dolgu hammddesi olarak lastik ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Almanya Dresden yakınında Kemmlitz de bulunan yataklar volkanik ignimbiritler ve porfirik andezitlerin bozunması ile oluşmuştur. Cok az miktarda karışık tabakalı illit ve smektit kaolin ve kuvars yanında bulunur. Avrupanın en eski kil yatağından üretilen kaolinler Bohemya masifinin granodiyoritleri. granitleri ve grovakları Kretaseden beri bozunmuş ve oluşmuştur, refrakter ve dolgu hammaddesi olarak lastik ve kağıt endüstrisinde kullanılmaktadır. Endenozya Java denizinde Belitung ve Bangka adalarında porfirik biotit granitin bozunması ile oluşmuştur. Feldispatlar kaolin ve halloside dönüşürken biotitler hidrobiotit ve vermikulite dönüşmektedir. Tipik tropikal yağışlı ve yüksek su tablasının bozunması ile klasik mineral bileşimi gözlenmektedir.

Ukrayna Prosyanosvskoe, Glukhovetskoe, Veliko- Gradominestkoe ve Turbosvskoe yatakları Erken Mezosoyik de granitik kayaların bozunması ile oluşmuştur.  Mika, kuvars kaolinitin yanında bulunur. Seramik ve kağıt endüstrisinde kullanılır.  İngiltere-Cornwall Dünyanın en büyük yerinde oluşmuş yatağıdır.  St Austell granitinin düşük Fe yani biotitsiz bileşimi ve matriksin öncel hidrotermal değişimi, mesojen ve superjen fazların bozunması ve düşük eğimli topografyası kaolinleşmeyi karakterize eder. Hidrotermal eriyiklerin etkisini gösterir eser element varlığı saptanmıştır.  Muskovit, kuvars ve feldispat kaolinit yanında bulunur.  Kağıt ve seramikde ve plastik , boya ve lastik üretiminde kullanılır. Yerinde oluşmuş bir kaolin yaytağıdır ,hidrotermal oluşumlu yatakta, 40 ayrı ocakta yılda 20-25 milyon ton tüvenan cevher üretilmektedir. Rezervi çok büyük olan bu yatak ile İngiliz ECC firması Avrupa’da tekel konumunda bulunmaktadır. Tesisten çeşitli kalitelerde ürün eldesi gerçekleştirilmektedir.

Yeni Zelanda Maungaparerua, Matauri korfezi ve Mahimahi yatakları Auckland’ın 210 km kuzeyindir. Riyolitik kayaların hidrotermal alterasyonundan sonra kalıntı-bozunması ile oluşmuş hallosid yatakları oluşmuştur. Dünyanın en fazla hallosid içeren kil yatağıdır. En beyaz pişen ve translucency için Japonya, İngiltere ve ABD ihraç edilir.

Sedimanter kaolin yatakları

Avustralya Queensland kuzeydoğusundaki Cape York yarımadasında bulunan Weipa kaolin yatağı kaolinitic kumları Tersiyer yaşlı boksitler ile örtülmüştür. Boksitin altında “pallid zone”  demir benekli  kaolin boksitik kaolin ve kuvars kumundan oluşmuştur. Kretase veya Tersiyer yaşlı yatak çok az smektitik kil içerir ve yüksek katı yüzdesi( % 70) ile çok iyi vizkositeye sahiptir Brezilya Amapa bölgesindeki Amazon deltasındaki Jari nehrinin doğu kıyısında pekişmemiş kumlar, kumlu killer, kaolin ve konglemera serisi oluşan sedimanter kaolin yatağı Pliyosen yaşlıdır.  Sıcak iklimde ve bol yağışlı iklimde oluşan kaolinler Beterra kili olarak adlandırılır.  Yağmur ormanı asidleri ile lateritleşen bu zon büyük boksit yataklarıda oluşturmuştur. Smektitik ve illitik killer ile beraber bulunan kaolin küçük miktarlarda kuvars içerir. Kaolinit mineralleri çok ince tanelidir.  Guyana kalkanında bozunmuş granitlerden itibaren oluşan kaolin özellikle kağıt kaplamasında kullanılmakta vizkozitesi dünyada çok iyi olan birkaç yatakdan biridir. Almanya Hirschau ve Schnaittenbach Bavyera da kaolin yataklarının bulunduğu yerleşim alanlarıdır.

Triyas yaşlı Arkozik kumların bozunması ile oluşmuş bu yatak % 75-85 kuvars  % 10 kaolinit geri kalan is e kısmen bozunmuş feldispatdır. Spain Kretase yaşlı kaolinitik kumlar Guadalajara ve Valensiya bölgesinde bulunmakatadır. Almanya Hirschau yatağı gibi kaolinit yanında kuvars kumu bulunmaktadır. Kökensel olarak kretase yaşlı arkozik kumtaşının bozunması ile oluşmuştur. ABD Dünyanın en büyük kaolin yatağı Georgia- South Carolina da bulunmaktadır. Geç Kretase –Erken Tersiyer yaşlı bu yatağın klastikleri Piedmont masifi kristalen kayalarından türeyen malzeme lagün, ve oxbow göllerde ve havuzlarda kıyı boyunca 400km -50 km (genişlik) de birikmiştir.  Doğu Georgia’daki Tersiyer yaşlı kaolinler ( ince taneli fillitlerin bozunması ile oluşmuş) ile Kretase yaşlı kaolinlerin kökenleri  ve  sert ve yumuşak karekterleride ayrıca birçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Kullanım alanları 1-En önemli tüketim alanı kağıt sanayiidir. Dolgu ve kaplama olarak 10 milyon ton/yıl kaolin tüketilmektedir. Yazı kağıtlarının % 30’u kaolinden oluşmakta olup, en önemli alternatifi kalsittir. Kalsitin kaolinin ikamesi olarak görülmesine rağmen, dünya kaolin arzı her yıl ortalama % 5 artmaktadır. Diğer bir alternatif talk olup, bunlar daha ziyade dolguda ikame olup, kaplama işleminde kaolinin ikamesi zor görünmektedir. Dünya üretiminin yaklaşık % 20’sini elinde tutan İngiliz ECC şirketinin yıllık satışının % 75’ini kağıt, % 10’unu seramik, % 15’ini boya ve diğer sanayiler oluşturmaktadır. Dünya kaolin tüketiminde parasal ve tonaj değerleri bakımından, birinci sırayı kağıt sanayii almaktadır. Avrupa pazarında kağıt, dolgu maddesi olarak toplam tüketimin % 40’ı, Amerika pazarında ise bu amaçla toplam tüketimin % 80’i kullanılmaktadır. Özellikle kağıt dolguda Avrupa kaolinle birlikte kalsit de kullanmaktadır. Kuşe-kaplama kağıtta da benzer durum söz konusu olup, özellikle kuşe kağıtta kaolinin kalite bakımından avantaj ve üstünlüğü vardır. Dünya kağıt tüketiminde, kaolin ve kalsite ikame olarak, TiO2, talk vb. de  kullanılmaktadır. Bunların toplam tüketimleri, belirli yıllarda kaolin tüketimini azaltmakla beraber, bu oran çok büyük boyutlarda olmamaktadır. Ancak dünya kalsit tüketimi, kaolin tüketimini etkileyen en önemli unsurdur. 2-Kağıtla birlikte en önemli tüketim alanı olan sofra porseleni, sağlık gereçleri, fayans, elektro porselen v.b yanında boya ve lastik sanayiinde önemli miktarlarda tüketilmektedir.

Seramikte kaolin tüketimi, en çok sıhhi tesisat, porselen ve izalatör sanayiinde olmaktadır. Fayansta tüketim maksimum % 20 dolayındadır. 3- Seramik sektörü dışında kaolinin en büyük tüketimi, boya, lastik ve plastik sanayiinde dolgu maddesi olarak kullanılmasıdır. Son yıllarda büyük artış gösteren beyaz çimento sanayiinde tüketilen kaolinler, kağıttan sonra ikinci sırayı almış durumdadır. Son yıllarda seramik sektörü dışında, kaolinin en büyük tüketimi çimento sanayiinde olup, kaolin tüketim oranı tüvenan üretimin % 30’u mertebesine ulaşmaktadır.Tesis türü kaolinler, cam elyafı, kimya sanayi, ilaç sanayi gibi sektörlerde kullanılmaktadır. Ancak kullanım oranlarının düşüklüğüne rağmen mali portresi yüksek tüketimlerdir. Ayrıca fiberglass (cam elyafı) üretiminin giderek arttığı gözlenmiştir. Bu oran ABD kaolin üretiminin % 5’ine ulaşmaktadır (450 000 ton/yıl).

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

KULLANIM ALANI

BAŞLICA ÖZELLİKLERİ
Kağıt Sanayi % 90-100 saf kaolinit minerali aranırken kuvars minerali içermemelidir. Ayrıca parlaklık en az % 85,  tane boyutu % 80  < 2µm ve Brookfield viskozitesi < 7.000 cps olmalıdır [5].
Seramik Sanayi Genellikle  % 75-80 kaolonit minerali içeren kaolinler tercih edilir. Pişme rengi, viskozitesi, sürtünmeye dayanıklılığı, Fe2O3 ve TiO2 oranlarının çok düşük olması ve %  83-91 oranında parlaklık istenir.
Boya Sanayi Su bazlı iç ve dış cephe boyalarında veya esaslı, özellikle sanayi boyalarında titanyum oksit ( anorganik pigment ) , öğütülmüş kalsit tozu ve talk ile birlikte kaolin kullanılır. Su bazlı iç cephe plastik ve latex kalsine edilmiş ve lamine olmayan ( delaminated ) mineral yapısına sahip  kaolinler kullanılır. Bu gruptaki  boyalar % 50 ila % 70 arasında pigment içerir. Yarı parlak ve parlak su bazlı boyalarda kullanılan kaolinin % 98’ i 2 µm’ dan daha büyüktür. Latex boyalarda pigmentler, bağlayıcı reçinelerle beraber, daha iyi örtücülük sağlayan ve binder’ in kırılma indisine yakın kırılma indisi değeriyle ( >1.50 ) kaolin kullanılır.
Plastik Sanayi Güçlendirici ve maliet düşürücü ve katkı malzemesi olarak özellikle viny’ lerde ve polyesterlerde sık kullanılır. Kaolinin en önemli  kullanım alanı;  (PVC) kaplanmış teller ve kablolardır. Kalsine kaolin ve silika yüzey modifiye edilmiş kaolinler PVC’ lerin elektrik direncini arttırmak için kullanılır, çünkü onlar hidrofobik özelliğe sahiptir.
Mürekkep Yapımı Litografik, ofset ve flexografik baskı tekniklerinde ince film içeren yüksek yoğunluktaki mürekkeplerde kaolin kullanılır. Mürekkep filmi 5 ile 15 µm arasında değişir ve parlaklığı korumak için ince taneli kaolin ( 0.2-0.5 µm ) renklendirici pigment ile beraber kullanılır.
Lastik Sanayi Maliyet düşürücü katkı malzemesi  ve güçlendirici olarak en çok kullanılan  sert kaolinin tane boyutu ortalama 0.2 µm’  dan küçük ve yumuşak kaolinlerin ortalama tane boyutu 1.0 µm’ dan küçüktür. Lastik sanayinde istenilen kaolinin sudaki pH’ı 4.5 -5.5 arasında ayrıca, Fe ,Mn  ve Cu gibi elementlerin  çok düşük sınırlar içinde olması istenir.
Cam Elyaf Yapımı Isı izolasyonu ve plastiklerin güçlendirilmesinde kullanılır. Cam elyafın ana hammaddesi silis , kaolin ve kireç taşı ile birlikte  borik asit,  soda ve sodyum sülfattır. Alüminyum camlarda  erime ısısını düşürür, kristalize olmasını önler ve suda diğer kimyasallarda çözünebilirliği azaltır. Cam elyaf üretimi  için istenilen kaolinde % 37 Al2O3 % 44 SiO2 enfazla % 1 Fe2O3 % 2 Na2O ve % 1 H2O olmalıdır.
Diğer Alanlar İzolasyon : Kaolin latex sodyum silikatlı duvar  kağıdı yapıştırıcılarda, alçı panellerde, su bazlı yapıştırıcılarda ve epoxy bazlı yapıştırıcılarda daha iyi viskozite elde etmek, kolay uygulanması ve kolay yayılabilmesi için kullanılır.

Kataliz :  Özellikle petrol rafinelerinde petrol ürünlerinin katalitik dönüşümlerinde kataliz olarak kullanılır. Pek çok katalizler yüksek ısı ve basınç altında çalışırlar. Bu nedenle kaolinler yüksek ısı şartlarına uygundur. Katalitik Konverterlerin ( Kordiyorit ) imalatında (1) talk veya sepiyolit  ve kaolin karışımı (2) kullanılır.

İlaç : Bazı ilaçlarda adsorpsiyon özelliğinden dolayı kaolin kullanılır. Kalsine edilmiş kaolin ( % 90’ ı 2µm altı ) diş macunlarında kullanılır. Ayrıca otomobil ve metal parlatıcılarında, oksitlenmiş yüzeyleri temizlenmesinde kaolin kullanılır. Bu sektörde kullanılan kaolinlerde  en fazla 2 ppm arsenik ve en fazla 20 ppm ağır metallerin bulunması istenir.

Diğer büyük yataklarda, genellikle açık işletme yolu ile üretim yapılmaktadır. Kağıt ve seramik kalitesindeki kaolinler, süzme tesislerinden geçirildikten sonra boyutlarına göre ayrılmaktadır. Bunlar genelde sulu değirmenlerde öğütme ve silis ayırma işlemi sağlandıktan sonra, çöktürme tankları ve hidrosilikonlardan geçirilmektedir. Manyetik seperatör ve havalı püskürtücü ile beyazlığı artırma işlemleri daha ziyade kağıt sanayi için yapılmaktadır. İngiltere Cornwall yatakları, hidrolik yöntem olan tazyikli su ile üretilmekte, koparılan parçalar doğrudan süzme tesislerine taşınmaktadır.

Türkiye kaolinlerinin özellikleri

Türkiye’de tüketilen sektörler açısından kullanılan kaolinlerin kimyasal, fiziksel özelliklerine göre, ürün standartları tablo halinde hazırlanmış olup, dünyadaki ürün standartları ve tüketilen kaolinler arasında ürün standartları bakımından büyük bir fark yoktur. Fabrikalar üretim reçetelerine göre değişik Al2O3, Fe2O3, SO3, TiO2‘li hammadde kullanırlar. Bu kriterlere ve reçetelere göre, kullanım oranları da farklıdır. Ancak fabrikaların kullanıldığı diğer hammaddelerin fiziksel özellikleri kimyasal özelliklerinden daha büyük bir önem kazanmaktadır. Kağıt endüstrisinde kaplama ve dolgu, seramik, boya, lastik ve diğer kullanım alanlarında beyazlık-parlaklık,  aşındırma, tane boyu, dağılımı ve şekli  gibi fiziksel özellikleri önemli olmaktadır. Sayılan fiziksel özellikler kaolinlerin oluşum koşulları mineralojik özellikleri ve kimyasal bileşimleri gibi temel özellikleri ile bağlantılıdır. Örneğin Fe içeriği beyazlık-parlaklık ve kristallik derecesi yani Hinckley indisi ile bağlantılıdır. Sektörlere göre ürün standartlarına örnek tablolar aşağıda verilmiştir.

 

Türkiye kaolin ürün standartları

Kağıt

Çimento

Fayans

Elektro Porselen

Porselen

Frit Kaolini

Dolgu

Kaplama

1

2

SiO2 (%)

55-80

55-60

58-65

58-78

44-46

50-60

78-80

57-60-

Al2O3

13-25

28-30

24-32

15-28

30-35

30-35

min 30

28

Fe2O3

max 1.0

Max  0.6

max 0.6

Max  0.4

Max 0.4

max 0.4

max 0.4

max 1.5

TiO2

max 0.5

Max  0.5

max 0.5

Max  0.4

max 0.4

Max 0.5

Max 0.5

CaO

max 1.0

0.2

0.2

0.1

Max 1

Max 1

MgO

max 1.0

Max 0.5

0.2

0.1

Max 1

Max 1

Na2O

max 1.0

Max 0.10

0.1-0.3

max 1.0

Max 1

Max 1

K2O

max 1.0

Max 0.10

1-1.5

max 2.0

Max 1

Max 1

SO3

max 0.5

Max 0.3

eser

Max  0.2

1-5.0

1-5.0

Max 1

Max 1

A.Kaybı.

5-10

7-9

11-13

5-12

10-14

10-14

5-7

9-11

2 mikron (%) 5 mikron (%)

30-35 35-45

min:85.0 0.3

-5 cm -10 cm

-5 cm -10 cm

Serbest silis

Max % 8

max %0.4

A.Z..

A.Z.

Cr2O3

max 90 ppm

max 80 ppm

Aşındırma

max 30 mg

Max 5 mg

Beyazlık (%)

min 85.0

min 89.0

min 89.0

min 80.0

min 85.0

Viskozite

68-70

68-70

Cins

Ham kaolin

Ham ve Tesis

ham ve tesis

Ham ve Tesis

tesis

tesis

ham

ham

Kaolinlerin Fiziksel Ve Kimyasal Özellikleri

KAOLİN SINIFI

ÖZELLİKLER

1.SINIF

2.SINIF

3.SINIF

İNCELİK, 45 µm elek üzerinde kalan kısım, ağırlıkça, % En çok

1

2

Ateş Zayiatı, %

En az 12.0

En az 10.5

En az 8 En fazla 15

Al2O3, % En az

36.0

30.0

24

Fe2O3, % En çok

1.0

1.5

2.0

TiO2, % En çok

0.7

1.5

2.0

(Fe2O3+TiO2), % En çok

1.5

2.5

3.0

SO3, %  En Çok

0.5

1.0

2.0

Şekillendirme Suyu, % En az

22

22

20

Kuruma Küçülmesi, % En fazla

8

8

aranmaz

Pişme Küçülmesi, 1350 °C’ da % En fazla

18

18

aranmaz

 

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

www.kimyadeposu.com

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Sepiyolit Minerali Nedir? Nerelerde Kullanılır ?

Sepiyolit, diğer endüstri minerallerine kıyasla dünyadaki kaynakları son derece kısıtlı olan ve ekonomik yatakları sadece İspanya ve Türkiye ile sınırlı bulunan bir hammaddedir. Çin’de bilinen sepiyolit yatakları, rezerv olarak sınırlı olup uzun lifsi, asbestiform oluşumu nedeniyle zaman zaman Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) normlarını karşılamamaktadır. Kenya, Namibya ve Tanzanya gibi bazı Afrika ülkelerindeki oluşumlar ise, kristalografik farklılıkları ve daha düşük reolojik özellikleri dolayısıyla, ancak basit absorbtif amaçlara uygun kullanım alanları sağlayabilmektedir. Ülkemizde lületaşı türü sepiyolit, yüzyıllardan beri bilinen ve geleneksel ihraç ürünlerimizden olan bir mineral olmasına karşılık, sedimanter oluşumlu, tabakalı tip sepiyolit yataklarına yönelik bilimsel araştırmalar, 1988 yılında MTA Genel Müdürlüğü projeleri ile başlatılmış ve özellikle Japon Araştırma Enstitüleri ile geliştirilen ortak teknoloji çalışmaları sayesinde Türkiye’deki sepiyolit yataklarının önemli bir kısmının karakterizasyonu yapılmıştır.

Sepiyolit ve paligorskit, fillosilikat grubuna dahil kil mineralleridir. Bu mineral grubunun tanımına uygun olarak (Brindley ve Pedro, 1972), T2O5  (T=Si, Al, Be…) bileşimli, iki yönlü sürekli bir tetrahedral tabaka, buna karşılık diğer tabaka silikatlarından farklı olarak süreksiz oktahedral tabakalardan oluşurlar. Bu minerallerin kristal strüktürü, 2:1 fillosilikat strüktürüne ait zincirlerin birbirine bağlanmasından meydana gelir. Her bir zincir, diğerine ters ardalanmalı SiO4 tetrahedronları vasıtasıyla Si-O-Si bağları ile tutturulmuştur. Zincir şeklindeki yapı, X-eksenine paralel uzanır ve Y-ekseni boyunca genişliği, sepiyolitte üç adet bağlı piroksen-tipi zincir genişliği kadardır. Buna göre, 2:1 tabaka yapısı X-ekseni boyunca sürekli, buna karşılık Y-ekseni boyunca kesiklidir. Basit olarak sepiyolit sulu magnezyum silikat, atapulgit (paligorskit) ise sulu magnezyum-alüminyum silikat bileşimli kil mineralleridir. Kimyasal formülleri ise, sübstitüsyonları olmaksızın ideal teorik bileşimleri, Nagy-Bradley’e göre şu şekildedir :

Sepiyolit                                    : (Si12)(Mg9)O30(OH6)(OH2)4.6H2O
Atapulgit (Paligorskit)          : (Mg,Al)2 Si4O10(OH).4H2O

Sepiyolit mineralinin dokusu, yüzey alanı, porozitesi, kristal morfolojisi ve kompozisyonu, bu mineralin teknolojik uygulamalarına baz teşkil eden fizikokimyasal özellikleri ile yakından ilişkilidir. Sepiyolit strüktürü, ısıl muamelelere karşı hassastır. Zeolitik ve adsorbe su molekülleri, ısı derecesi yükseldikçe kaybedilir. Mineral ayrıca asitle muameleye karşı da duyarlı olup bu işlem sonucu kristal yapısı kısmen tahrip olabilir. Hem ısı hem de asit muameleleri, sepiyolitin yüzey özellikleri ve porozitesini değiştirebilir. Böylece mineralin en faydalı özelliklerinden (örneğin absorptif, kolloidal ve katalitik özellikler) bazılarını bu işlemlerle değiştirmek mümkün olabilmektedir. Levha yapısına sahip diğer kil minerallerine göre daha nadir bulunmaları, çok özel şartlarda yataklanmalar göstermeleri, dokusal özellikleri, kristal yapılarındaki süreksizliklere bağlı kanallar tarafından sağlanan yüksek özgül yüzey alanları ile absorpsiyon özelliği, porozitesi, kristal morfolojisi ile kompozisyonun bağlı uygun nitelikli fizikokimyasal özellikleri, anılan mineralleri tüm dünyada kıymeti gittikçe artan bir hammadde konumuna getirmişlerdir.

Sepiyolit  terimi ilk defa 1847 yılında Glocker tarafından kullanılmış olup Yunanca “mürekkep balığı” anlamındaki kelimelerden türetilmiştir. Tabiatta sepiyolit zenginleşmeleri, kabaca iki farklı tipte bulunmaktadır. Bunlardan birinci tip sepiyolit oluşumu, ülkemizde özellikle Eskişehir yöresinde ve Konya-Yunak civarında bulunan “lületaşı (meerschaum)” dur. Bir diğer önemli sepiyolit oluşumu ise, “endüstriyel (sınai) sepiyolit” veya “tabakalı sepiyolit” olarak da adlandırılan “sedimanter sepiyolit” lerdir. Bu oluşumlara, Ankara-Polatlı güneyi, Eskişehir-Sivrihisar güneyi ve Eskişehir-Mihalıççık batı alanında rastlanmaktadır. Ayrıca volkanosedimanter kökenli malzemelerin (vitrik tüf-kül tüfü) diyajenetik süreçler içerisinde, yeraltı ve yerüstü sularının da etkisi ile değişimi sonucu oluşmuş sepiyolit, özellikle Na-sepiyolit (loughlinit) yataklanmaları da önemli bir yer tutar (Eskişehir-Mihalıççık-Koyunağılı). Bunlardan başka ekonomik yataklanmalar oluşturmamasına rağmen, dünyada ve ülkemizde tanımlanmış pek çok farklı oluşum şekillerine sahip sepiyolit türleri mevcuttur. Bunlardan bazıları; Fe-sepiyolit, ksilotil, Ni-sepiyolit, Mn-sepiyolit, Al-sepiyolit ve volkanosedimanter malzemelerin hidrotermal alterasyon ürünü olan Al, Fe-sepiyolittir (Bolu-Kıbrıscık, Çankırı-Orta). Paligorskit-atapulgit, ifade ettikleri kil türü itibariyle eşdeğerdir. Paligorskit ismi ilk defa 1862 yılında Von Ssaftschenkar tarafından, ilk bulunduğu yer olan Rusya’nın Paligorsk yöresinin ismine izafeten kullanılmıştır. Atapulgit ismi ise, ilk defa Lapparent (1935) tarafından ABD’nin Georgia-Attapulgus yöresine göre adlandırılmıştır. Bugün atapulgit terimi daha çok ticari alanda kullanılırken, bilimsel çalışmalarda paligorskit terimi tercih edilmektedir. Atapulgit-paligorskit türleri arasında Mn-paligorskit, Mn-ferropaligorskit, yofortierit ve tuperssuatsiait sayılabilir (Jones ve Gallan, 1988).

Absorpsiyon Özelliği : Zincir yapısına sahip minerallerin kristal strüktürlerinde üç tür aktif absorpsiyon merkezi mevcuttur. Bunlar; (1) tetrahedral tabakalardaki oksijen iyonları, (2) yapısal zincirlerin kenarlarındaki magnezyum iyonlarına koordine olmuş su molekülleri, (3) lif eksenleri boyunca uzanan SiOH gruplarıdır (Serratosa, 1979). Sepiyolitte ortalama mikropor çapı 15 Å, mezoporların yarıçapı ise 15 ile 45 Å arasındadır. Teorik olarak sepiyolit için 400 m2/g dış yüzey ve 500 m2/g iç yüzey alanı saptanmıştır (Serna ve Van Scoyoc, 1979). Ancak yüzey alanı hesaplamalarında kristal içi kanallara gönderilen gaz moleküllerinin çap, şekil ve polaritesi önemli olduğundan, bunlar mutlaka refere edilmelidir. Örneğin, setilpiridinyum bromür kullanılarak elde edilen yüzey alanı 60 m2/g iken, aynı örnekte en yaygın metod olan ve nitrojen absorpsiyonuna dayanan BET metodu ile yapılan ölçümde 276 m2/g değeri elde edilebilmektedir (Ruiz-Hitzky ve Fripiat, 1976). Genellikle su ve amonyum gibi polar moleküller ile nispeten daha az miktarda metil ve etil alkoller sepiyolitin kanallarına girebilmesine karşın, polar olmayan gazlar ve organik bileşikler kanallara giremez. Isıtma işlemi mineralin absorpsiyon özelliğini azaltır, çünkü yapısal değişime bağlı olarak mikroporlar yıkılır. Sepiyolitin genleşme özelliği yoktur.Yukarda özetlenen özgül yüzey alanı ve buna bağlı yüksek absorpsiyon özelliğinden dolayı sepiyolitin başlıca kullanım alanları şunlardır:

  1. Koku giderici olarak çiftlik ve ahırlarda; evcil hayvanlar ve ahır hayvanlarının atıklarının emilmesi ve koku giderilmesi için zeminlerde (pet-litter, cat-litter),
  2. Tarım ve böcek ilaçları taşıyıcısı olarak,
  3. Madeni esaslı yağlar, nebati yağlar ve parafinlerin rafinasyonunda,
  4. Atık su arıtma sistemlerinde,
  5. Karbonsuz kopya kağıtları ve sigara filtrelerinde,
  6. Gastrointestinal sistemle ilgili ilaçlarda toksin ve bakteri emici formülasyonlarda,
  7. Deterjan ve temizlik maddelerinde.

Katalitik Özellik : Büyük yüzey alanı, mekanik dayanım ve termal duraylılığından dolayı son zamanlarda sepiyolit granülleri, katalizör taşıyıcı olarak smektit ve kaolin grubu minerallere tercih edilmektedir. Hidrojenasyon, desülfürizasyon, denitrojenasyon, demetilizasyon, etanolden butadien ve metanolden hidrokarbon eldesi gibi birçok katalitik proseste Co,Ni,Fe,Cu,Mo,W,Al,Mg’un katalitik destekleyicisi olarak sepiyolit kullanılmaktadır. Kil minerallerinin katalitik aktivitesi, bunların yüzey aktivitelerinin bir fonksiyonudur. Sepiyolit partiküllerinin yüzeyindeki Silanol (Si-OH) grupları, belli derecede asit özelliğe sahiptir ve katalizör ya da reaksiyon merkezi olarak davranabilir. Bu gruplar, mineralin lif ekseni boyunca 5 Å ara ile sıralanmışlardır. Sepiyolitin asitle muamelesi, adsorbe katyonların uzaklaştırılması ve yüzey alanında artışa yol açar; gözenek dağılımı ve kristallik derecesini etkiler.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA
Sepiyolitin katalitik uygulamaları şunlardır :

1) Olefinlerde doygun olmayan C=C bağlarının hidrojenasyonu,

2) Otomobil ekzosları ve fabrika bacaları için katalitik seramik filtre imali,

3) Etanolden butadien üretimi,

4) Metanolden hidrokarbon üretimi,

5) Sıvı yakıtların hidrojenasyonu.

Reolojik Özellikler: Sepiyolit, su veya diğer sıvılarla, nispeten düşük konsantrasyonlarda yüksek viskoziteli (1000-40.000 cps/5 rpm, Brookfield viskozimetresi) ve duraylı süspansiyonlar oluşturur. Sepiyolitten yapılan süspansiyonlar tiksotropik özellik gösterdiğinden, kozmetik, yapıştırıcı ve gübre süspansiyonlarında kalınlaştırıcı (thickener) olarak kullanılır. Sepiyolit ayrıca, diğer killere göre tuzlu ortamlarda daha duraylıdır ve bu nedenle özellikle petrol sondajlarında çamur malzemesi olarak kullanılır. pH=8’e kadar faydalı özelliklerini muhafaza eder, ancak pH>9 olduğu koşullarda peptizasyon viskozitede ani bir düşüşe neden olur. Reolojik özelliklerinden dolayı kullanıldığı alanlar şunlardır :

  1. Çözelti kalınlaştırıcı ve tiksotropik özellikleri nedeniyle boya, asfalt kaplamaları, gres yağı ve kozmetik ürünlerde,
  2. Yüksek elektrolit konsantrasyonu ve sıcaklığa sahip derin sondajlarda çamur malzemesi olarak,
  3. Tarımda toprak düzenleyicisi olarak; tohum kaplama ve gübre süspansiyonlarında, haşere ve böcek ilaçları taşıyıcısı olarak,
  4. Bağlayıcı özelliğinden dolayı eczacılıkta ve katalizör taşıyıcı pelet ve tablet olarak,
  5. Kağıt, mukavva, filtre ve duvar kağıdı ve kauçuk sanayiilerinde dolgu maddesi olarak,
  6. Tuğla ve seramik ürünlerde (özellikle high-tech uygulamaları bulunan honeycomb seramikler),
  7. Deterjan sanayiinde

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

Ayrıca besicilikte yemle karıştırıldığında verim artışı sağlamakta ve hayvanlarda amonyum dengesini kontrol etmektedir. Yine son zamanlarda, özellikle Japonya’da yürütülen araştırmalarla, atık sulardan biyogaz üretiminde metanojenik bakteri taşıyıcısı ya da biyoreaktör olarak kullanımı geliştirilmiştir. Lifsi yapıda olması, buna karşılık kanserojen etkisinin asbeste kıyasla son derece düşük olması, asbest yerine kullanılmasını da gündeme getirmiştir.

Ülkemizde lületaşı üretimi 200 seneden beri genellikle ilkel metodlarla yapılmaktadır. Lületaşı bulunan seviyelere tahkimatsız bir kuyu ile inilip dar galeriler sürülerek yapılan en eski metodda ikili veya üçlü ekiplerle çalışılır. Bu metoda çıkrık yöntemi denilmektedir. Son yıllarda madencilikte bazı gelişmeler görülmekte, bir veya iki kompresör kullanılarak kuyu-galeri sisteminde 5-10 işçi çalıştırılabilmektedir. Bazı işletmelerde ise, derin kuyular sürülerek madencilik yapılmakta, ancak yeraltı suyu problemi ve pompaj işlemi maliyetleri yükseltmektedir. Açık işletme yönteminde kazma işlemi 5 metre derinliğe kadar dozer ve kepçelerle yapılmakta, ancak derinlik arttıkça madencilik zorlaşmaktadır. Çıkarılan lületaşı yumruları, önce ocaklarda rutubetli bir yerde ıslak çuvallarla örtülerek bekletilir ve bünye suyunu kaybetmemesi sağlanır. Sonra çırpma, saykal, kaba, lama, arış, perdah, tandırlama, ıslak aba, oyma, yağlı aba, parlatma ve tasnif işlemlerine tabi tutulur. Böylece yarı mamul haline gelen lületaşı, iriliklerine göre 6 gruba ayrılarak pipo ve sanat eserleri yapımı için atölyelere satılır. Lületaşının en çok kullanılan alanı olan pipo imalinde el sanatı önde gelmektedir. Yapılan pipo türleri, düz, kabartma, başlıklı, saksafon ve çıllım diye sınıflandırılmaktadır. Pipo yapımının yanısıra, iyi kaliteli büyük lületaşı (sıramalı) oyma ile sanat eserleri haline getirilmekte, ufak lületaşları ise, küçük heykel, sigara ağızlığı, broş, kolye, iğne, tespih ve bilezik yapımında kullanılmaktadır. Lületaşı üretim ve imalat artıkları, toz haline getirilip preslenerek pipo yapılmakta veya pipo astarı olarak da kullanılabilmektedir. Sınai sepiyolit ocak üretimi, klasik açık işletme yöntemleri (ayna-basamak) ile gerçekleştirilmektedir. İspanya’da uzun yıllar önce kapalı işletmeye dayalı üretim yapılmış olmakla birlikte, bugün tamamıyla terk edilmiş ve açık işletmeye dönüştürülmüştür.

Sepiyolitin ürün bazında işlenmesi; mekanik olarak gerçekleştirilen üretimler ve ısıl-kimyasal işlemler olarak iki gruba ayrılabilir :

Mekanik Üretim: Teknik kalite ve kedi kumu türü ürünlerin çeşitli tane boyu aralıklarında granüle edilmesi ya da mikronize edilmesinden oluşur. Sistemde kullanılan makineler, primer çeneli kırıcı, sekonder tırnaklı/konik dişli silindir kırıcı (zaman zaman çekiçli ya da çubuklu kırıcılar da kullanılmaktadır), döner fırın, bant sistemleri, elek sistemleri, kovalı elevatörler, soğutma sistemleri, paketleme sistemleri ve ürün siloları olarak özetlenebilir. Sistemde en önemli unsurlar; az toz oluşumu sağlayan kırıcı seçimi ile döner fırın ebatlarının iyi belirlenerek verimli bir kurutma sağlanmasıdır. Döner fırın dizaynı kurutmada çok önemli olup gerek istenen rutubet oranında ürün eldesi, gerekse de enerji tasarrufu açısından en çok üzerinde durulması gereken ekipmandır. Hammaddenin en karakteristik özelliği olan yüksek absorbsiyon gücü nedeniyle kapalı fabrika ve stok sahası atmosferinin nem içeriğinin otomatik olarak kontrol edilerek kuru tutulması, fırınlanmış ürünün yeniden nem kazanmasını önlemek açısından son derecede önemlidir. Mikronizasyonda ise, sepiyolit liflerinin tahrip olarak viskozite vb. özelliklerinin olumsuz etkilenmemesi için kuru ve yaş sistem mikronize değirmenleri arasında tercih yapılmalıdır.

Isıl-Kimyasal İşlemler: Çeşitli pazarlardaki kristalografik özelliklerden kaynaklanan taleplere bağlı olarak, yüzeyi modifiye edilmiş (surface-modified) ya da ısıl-kimyasal işlemlerle gözenek boyutları değiştirilmiş (mikroporların mezoporlara dönüştürülmesi gibi) ürünler eldesi için bu işlemlere ihtiyaç duyulur. Çok spesifik işlemler olup, uzun araştırmalar sonucunda elde edilen know-how gerektirmektedir. Buna karşılık elde edilen ürün fiyatları çok yüksek mertebelerdedir. Ülkemizde sadece mekanik işlemlerle elde edilen granüle ve az miktarda mikronize teknik kalite sepiyolit ürünleri üretimi gerçekleştirilmektedir.

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

www.kimyadeposu.com

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Gülleci Bulamacı Nedir? Nasıl Yapılır ve Kullanım Alanları nerelerdir?

Gülleci Bulamacı Kireç ve kükürt solüsyonu dur. Kireç ve kükürt kaynatılarak kalsiyum polisülfit  elde ediliyor. Su ile %1-2,5 oranında karıştırılıp tüm meyve ve sebzelerde kullanılabilir. İçeriği sayesinde tamamen organik bir zirai ilaç olan gülleci bulamacı çiftçilerin mutlaka kullanması gereken ucuz ve etkili doğal bir tarım ilacıdır. İç kurdu hariç bürün zararlılara karşı tesirli ve etkili olduğu gözlemlenmiştir.

Gülleci bulamacı nın diğer isimleri : kaliforniya bulamacı, Lime sulfur, kalsiyum polisülfit,

Akarisit : Örümcek öldürücü

İnteksisit : Böcek öldürücü

Fungisit : fungal ve mantar öldürücü

Gülleci Bulamacı Kireç ve kükürt solüsyonu dur. Kireç ve kükürt kaynatılarak kalsiyum polisülfit  elde edilir. Su ile %1-2,5 oranında seyreltilip asidik olmayan tüm bileşiklerle kullanılabilir.

Gülleci Bulamacının Yapılışı :

Sağlığınız için emniyet tedbirlerini almayı unutmayınız.

kendi sağlığınız ve güvenliğiniz için mutlaka eldiven, gözlük ve  maske kullanmanızı tavsiye ederiz.

Aşağıdaki oranları ihtiyacınız olan miktarda orantılı olarak genişletebilirsiniz.

Gülleci Bulamacı Nasıl Hazırlanır :
10 lt su,
3 kg kükürt,
1,5 kg kireç. (Sönmemiş kireç) veya 3 kg sönmüş kireç ( sönmüş kireç kullanılacaksa inşaatlarda kullanılan sönmüş kireçler kullanılmamalı çünkü içersinde başka katkı maddeleri de koyuluyor.)

Bir tenekeye, kükürt ve kireç dökülür. Üstüne su ilave edilir kireç sönmeye başlarken ısı açığa çıkar.

Sonra ateşe konulup kaynatılır.
Kaynama sırasında köpürür ve kabarır. Karıştırmaya devam edilir. Taşabilir ocaktan kısa süreliğine indirilir ve kaynatmaya devam edilir.

Karışım yüzeyinde ince bir köpük tabakası kalınca 1,5- 2 saat gibi tamamlanır.

Ateşten indirilip soğumaya bırakılır.

Soğuduktan sonra tortusu dibe çöker plastik kaba süzülerek konur. Tenekenin dibinde kalan kireç ve kükürt tortusu alınmazsa tenekenin delebilir.

tenekenin dibinde kalan tortu su ile karıştırılıp ağaçların gövdelerine sürülebilir veya toprağa karıştırılır. Kükürt aynı zamanda toprak pH ını düzenleyicidir aynı zaman da haşereleri de kovar.

Elde edilen sıvı Gülleci bulamacı, kaliforniya bulamacı, Lime sulfur ve kalsiyum polisülfit ‘dir. oluşan  alkali gülleci bulamacının pH değeri 10,7 civarında olur. Kokusu çok ağır hiç koş değildir.

https://kimyadeposu.com/

Hangi Hastalık ve Zararlılara Karşı Faydalı Karışım?

  • Zeytinde pamuklu bit (dozaja dikkat %1 veya %1,5 oranını geçmemekte fayda var),
  • Domateste külleme,
  • Asmada külleme,
  • Asmada ölü kol hastalığı,
  • Domates ve ayvada bakteriyel yanıklık,
  • Domateste kurşuni küf ve yaprak küfü,
  • Elmada  ve armutta kara leke,
  • Tüm kabuklu bitler,
  • Tüm pamuk zararlıları,
  • Bağ uyuzu,
  • Domateste bakteriyel yanıklık,
  • Bağda mildiyo ( pronoz hastalığı),

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

www.kimyadeposu.com

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

0532 5466184

EN UYGUN FİYATLAR KİMYADEPOSU.COM ADRESİNDE

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Polivinil Bütiral nedir? Nerelerde kullanılır?

Polivinil bütiral (PVB), polivinil asetallar grubundan bir plastiktir. Polivinil bütiral, güçlü yapışma, optik netlik, tokluk ve esneklik gerektiren uygulamalar için kullanılır. PVB, esas olarak kompozit güvenlik camı için ara filmler formunda sıcak eritmeli bir yapışkan olarak kullanılır.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

Polivinil Butiral ‘in özellikleri

  • İyi yapışma ve film oluşturma özellikleri
  • İyi esneklik
  • İyi su direnci
  • Yüksek yapışma
  • Çok iyi termoplastik işleme
  • Organik çözücülerle yüksek uyumluluk
  • Optik şeffaflık
  • Diğer polimerlerle uyumluluk

Polivinil Butiral ‘in kullanım alanları

Kaplamalar, baskı mürekkepleri, yapıştırıcılar, lamine güvenlik cam filmleri, kulaklık kabloları, trafik işaretleri yansıtıcı kaplamalar ve çeşitli özel uygulamalar için bağlayıcıdır.

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

www.kimyadeposu.com

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

0532 5466184

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Sitrik Asit Nedir? Nerelerde Kullanılır?

Telaffuzu “Limon Tuzu” olan Sitrik Asit, dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de de kullanılan limonda  %80 oranında bulunmaktadır. Gıda sektöründe çok fazla kullanılan Sitrik Asit bu alanda PH düzenlemek için kullanılmaktadır. Bazı vitaminlerin ve bunların yanında antioksidanların çalışmasına yardımcı olur bunlar arasında en çok bilinenleri ise C vitamini ve E300 antioksidanıdır. Toksin sayılmayan bir bileşen olan ürün kristal yapıdadır.  Kimya sanayisinde çok bir ayırışcı olduğu için en çok tercih edilmektedir.1784 yılında Carl Wilhelm tarafından limon suyunu kişiselleştirilmesiyle  yayılmış ve kısa süre içerisinde pek çok sektörde kullanılmaya başlanmıştır.

19. yüzyılın sonlarından itibaren yiyeceklerimizde katkı maddesi olarak kullanmaya devam ettiğimiz sitrik asit, gittikçe gıda sektöründe yaygınlaşmaya başlayan bir bileşen haline gelmiştir. Ancak sitrik asit limon ve bazı meyvelerde en çok bulunan madde olmasına rağmen meyve ve sebzelerden üretmesi zor ve maliyetli olduğundan bu ihtiyaç şekerden üretilerek karşılanmaktadır.  Mayalar ve çeşitli bakteriler aracılığıyla şekerden üretilen Sitrik Asit  bu haliyle birçok alanda kullanıma hazır halde getirilmektedir.

Sitrik asidin kullanım alanları çok fazladır. PH kontrolü özellikle kullanılır. Eşki tadından dolayı yiyecek ve içeceklerde tatlandırıcı unsuru olarak kullanılır.
E330 gıda katkı kodu ile kullanılır ve hazır gıdaların içinde koruyucu madde olarak etiketleri üzerinde belirtilir. Meyvelerin renk dönüşümünü (siyahlanmayı) engeller. Şekerlemelerde kristalleşmeyi önlemek amacoyla kullanılır. Sitrik asit monohidrat ve sitrik asit unhidrat olmak üzere iki şekilde piyasada bulunur.

Modern endüstriyel üretim uygulamalarında ve değişik besin üretimi alanlarında kullanımı oldukça yaygın olan Sitrik asit özellikle dayanıklı hazır içeceklerdeki kullanımıyla dikkat çekmektedir. Ticari olarak paketlenmiş düşük kalorili içecekler, meyve suları ve serinletici içeceklerde Sitrik Asit, tek olarak ya da sitrat tuzlarıyla birlikte kullanılır ve koruyucu ve tatlandırıcı olarak kullanılır. Ayrıca sitrik asitin tadındaki ekşilikten faydalanılarak şekerleme üretiminde Sitrik Asit, şekerlere ekşilik vermek maksadıyla kullanılır. Koruyucu ihtiyacı olan şeker çeşitlerinde jel dayanımını arttırmak amacıyla kullanılır.
Meyve ve sebzelerde kendiliğinden oluşan bir asit olan sitrik asit en fazla limon ve limon türevleri (portakal, mandalina, greyfurt) olan narenciye ürünlerinde bolca bulunmaktadır. Yaban mersini hariç olmak üzere, meyveler doğal olarak oluşan sitrik asit içerir. Daha yüksek miktarlarda olanlar arasında, çilek, ahududu, kızılcık, kırmızı ve siyah kuş üzümü ve gojiberi yer alıyor. Kullanım alanları çok geniş olmakla beraber gıda katkı maddesi, gıda koruyucusu, kozmetik ürünler, temizlik ürünlerinde temizlik malzemesi olarak kullanımıyla öne çıkar. Sitrik asit beyaz kristal toz olarak satın alınabilir.

Gıda Katkı Maddesi(Koruyucu)

E330 olarak gıda ve içecek etiketlerinde rastladığımız ibare aslında sitrik asit koruyucusuna aittir. Yiyeceklerin bozulmasını önleyici etkiye sahip olan sitrik asit ayrıca içeceklere ekşi ve asitli bir tat verir. Birçok işlenmiş gıda ve alkolsüz içeceklerde sitrik asit kullanılır. Sitrik asit ayrıca alkolsüz içeceklere hoş bir narenciye kokusu verir.

Su Yumuşatma

Güçlü bir su yumuşatıcısı olarak, zayıf organik bir asit olan sitrik asit kullanılır. Sert suların yumuşatılmasında uygun bir yumuşatıcıdır.

Ev Temizleyici

Banyo ve mutfaklarda kullanılan temizlik ürünleri, jeller, deterjanlar ve spreyler gibi ürünlerler sert su lekelerinin giderilmesi ve bulaşıkları temizlemek için az miktarda da olsa sitrik asit içerir. Sitrik asitin limon kokusu latif olduğundan temizleyiciler ve deodorantlarda da sıkça kullanılır.

KİMYADEPOSU.COM

Halı yıkamacılar özellikle renkli halılarda az miktarda yaklaşık %10 düşük konsantrasyonlu sitrik asit uygularlarsa lekelerin giderilmesinde kullanılır. Bu yöntem temizlik şirketleri tarafından da ev ve iş yerlerindeki halıların temizliği amacıyla kullanılmaktadır.

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

Kozmetik ürünlerde ki Ph seviyesinin ayarlanmasında Sitrik asit kullanılmaktadır. Şampuanlar ojeler, el sabunları, yücut yıkama ürünleri,yüz temizleme ürünleri ve buna benzer kozmetik ürünlerde az miktarda da olda sitrik asit bulunmaktadır.

Dünya genelinde üretiminin yarıdan fazlası Çin’de gerçekleşmektedir. Üretimi yapılan sitrik asidin 1/5 gıdada,1/2 si meşrubatlarda, 1/5 temizlik ürünlerinde, 1/10 kadar kısmı diğer sektörlerde kullanılır.

Yiyecek ve İçecek sektöründe sitrik asit kullanımı. Yiyecek ve içeceklerin bozulmalarını engeller. Gıdalarda dayanıklılık süresini artırır.

Tatlı ürünleri sektöründe sitrik asidin kullanımı uzun süre tatlıların bozulmasını engellemektir. Şekerlemelerdeki ekşimsi tad veren madde ve mayhoş tad veren madde verir.

Peynir ve diğer süt ürünleri sektöründe asitliği düzenlemek amaçlı kullanımı söz konusudur.

Pas sökücü olarak kullanılır. Zayıf asit olduğundan tıbbi cihazların temizliğinde ve kireç sökmede kullanımı vardır.

 

İlaçlar sektöründe de sitrik asidin geniş bir kullanımı söz konusudur.

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

www.kimyadeposu.com

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

0532 5466184

SİTRİK ASİT EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Doğal Toprak Düzenleyici Mineral:ARİLAND

Verim Artırıcı, Zenginleştirici, Toprak Havalandırma Etkili 

Ariland %100 doğal olan kaolin, sepiyolit ve zeolit minerallerinden üretilmektedir.  Bu minerallerin en önemli özellikleri su tutma kapasitelerinin yüksek olması sayesinde %35-40’a varan oranlarda su tasarrufu sağlaması, toprağa nefes aldırması ve gübreden yararlanmayı arttırmasıdır.

Kaolin Kili ve Zeolit Klinoptilolit mineralleri Kil bakımından fakir toprakların tarıma elverişli hale getirilmesinde önemli bir rol oynar. Ülkemizde çiftçiler tarafından Kaolin kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır.

Toprak Kalitesini Artırmada Ariland’in Faydaları

  Yüksek su tutma kapasitesi sayesinde toprakta daha çok su tutar böylece daha etkili bir su yönetimi sağlar.

■  Topraktaki besin maddelerinin (sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve amonyumun) tutulmasını, kontrollü olarak ve yavaş yavaş toprağa verilmesini sağlar. Böylece bitkiler için gerekli gübre içeriğine bitkilerin daha uzun süre boyunca erişebilmesini sağlar ve gübre verimini arttırır.

■  Yüksek amonyum seçiciliğinden dolayı gübrelemede çok kullanılır. Böylece amonyumun bitki tarafından daha etkin kullanılmasını ve gübrede tasaruf edilmesini sağlar.

■  Eriland doğal mineralleri fazla nemi emdiği için gübre depolamasında oluşan pişme ve sertleşmeyi de önler.

■  Fazla sulamadan ötürü oluşabilecek kök çürümelerini ve mantar hastalıklarını da önler.

■  Fazla gübre kullanımından kaynaklanan amonyum (NH4+) zehirlenmesini, kök yanıklarını önler.

■  Gübre olarak toprağa verilen amonyum (NH4+) suyla yıkanarak alınıp başka yerlere taşınması önler, amonyumun toprakta kalmasını sağlar. Böylece yer altı kaynak sularının kirlenmesinde de önleyici etki görür.

 

Ariland’in Toprak Üzerindeki Etkisi Nasıl Gerçekleşir?

Ariland toprak düzenleyici, eşsiz yapısı sayesinde, ilave edildiği toprağın katyon değişim kapasitesini arttırır özellikleri sergiler, tersinir hidrasyon ve dehidrasyon sağlar, besin elementlerini bağlar ve gerektiğinde bunları yavaşça serbest bırakarak bitkiye kullandır.

Ariland toprak düzenleyici aşırı gübreleme ile tuzlanmış veya zaten doğal yapısı tuzlu olan toprakların ıslahında rahatlıkla kullanıbilir. Asit seviyesi yüksek, ağır metal veya radyoaktif kirlenmeye maruz kalmış  toprakların yenilenmesinde ve detoksikasyonunda kullanılabilir.

Ariland Toprak Düzenleyicinin Faydaları

  • Topraktaki suyu bünyesinde tutarak daha verimli su kullanımı sağlar.
  • Sulama sıklığını düşürür ve su sarfiyatını azaltır. Böylece daha iyi bir sulama yönetimi sağlar.
  • Kök çürüklerini önler, bitki köklerini sağlamlaştırır.
  • Ağır topraklarda kaymak tabakasını önler, toprağın hava almasını sağlar.
  • Toprağın katyon değişim kapasitesini arttırır ve faydalı elementleri bünyesinde tutar.  Böylece toprağın değerli besini (Amonyum, Potasyum, Magnezyum, Kalsiyum ve diğer eser elementler) tutma kapasitesini arttırır.
  • Besin elementlerinin toprakta daha uzun süre kalmasını sağlayarak, bitkinin bu içeriklere daha uzun süre boyunca ulaşmasına imkan verir. Böylece bitki, ihtiyaç duyduğu besine daha uzun süre boyunca daha dengeli bir şekilde erişir ve gelişimi düzenlenir. Ürün verimini arttırır.
  • Katyon değişim kapasitesini arttırma özelliği sayesinde gübreyi yavaş salınımlı teknolojik gübre haline getirerek gübreden yararlanma süresini ve oranını arttırır. Böylece gübre kullanımında tasarruf sağlar.
  • Tuzlanma oranı yüksek toprakların yenilenmesini sağlar.
  • Toprağın pH’ını düzenler ve yapısının devamlı aktif halde kalmasını sağlar.
  • Ağır metal ve radyoaktif maddelerin bitkiye geçişini önler.
  • Asit seviyesi yüksek, ağır metal veya radyoaktif kirlenmeye maruz kalmış toprakları rehabilite eder.
  • Gübre içeriğinin yer altı kaynak sularına sızmasını önler.
  • Uzun vadede toprak kalitesini arttırır.

Ariland Önerilen Kullanım Şekli

Tarlada kullanımı: Tarla ve tohum yatağı hazırlanırken toprağa karıştırarak uygulanır. Dekar başına 100 ila 500 kg arasında değişen miktarlarda uygulanabilir.

Serada kullanımı: Dikim öncesinde sera toprağına karıştırarak kullanılır.  Sebzelerde dekar başına 100-250 kgsüs bitkilerinde 200-400 kg kullanılır.

Meyvelerde Kullanımı: Fidan dikiminde fidan başına 2-5 kg önerilen eriland, dikim için açılan çukur toprağına karıştırılarak kullanılır. Fide kullanımında ise fide harcına %25-30 oranında karıştırılabilir. Elma, armut, şeftali, zeytin ve fındık gibi meyve ağaçlarında, bitki gövdesinden yaprak izdüşümüne gelecek şekilde 10-20 cm derinlikteki toprağa karıştırılarak kullanılır. Kök başına 1-2 kg kullanılır.

Uygulanacak miktar; toprak yapısına, bitki çeşidine ve mevsime göre değişebilir. 

Önerilen Ebatlar

0 – 0,2 mm | 0,5 – 1 mm

Paket ve Ambalaj

25 kg PP poşet | 1 000 kg big bag | dökme

DMRSÜREN Kimya Ltd Şti

www.kimyadeposu.com

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

EN UYGUN FİYATLARLA KİMYADEPOSU.COM DA

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com

by ozkancol ozkancol Yorum yapılmamış

Yeni Nesil Hayvan Altlığı-ARİPAD

Yeni Nesil Hayvan Altlığı-ARİPAD

Nem, Amonyum, Ağır Metal ve Koku Bağlayıcı

Aripad, doğal mineraller olan kaolin ve zeolitten üretilmektedir. Aynı zamanda hayvan yem katkısı olarak kullanılabilen bu doğal mineraller sayesinde  hayvanlarınız yüksek refaha kavuşurken, kümes ve ahırlarınız çok daha güvenli, çevreye daha az koku ve gaz yayar hale gelmektedir.

AriPad Doğal Altlığın Faydaları

  • Yüksek amonyak tutucu özelliği ile ahır ve kümeslerdeki hoş olmayan ve istenmeyen kokuları giderir.
  • Zararlı gaz oluşumunu azaltarak çevreye yayılmasını ve etkilerini azaltır, hayvanların yaşam şartları ile birlikte bakım personelinin çalışma şartlarını da iyileştirir, temizlik ve taşıma için gerekli işgücünü azaltır.
  • Kümes hayvanları tarafından altlık içerisinden eşelenerek yenmesi durumunda yem katkı malzemesi etkisi görerek hayvanların büyümelerine, yemden faydalanmalarına ve güçlenmelerine katkı sağlar.
  • Doğal içeriği sayesindeki kümeslerdeki bit ve haşerelere son verir. Hayvanların yaşam koşullarını ve refahını arttırmanın en ulaşılabilir yollarındandır. Dünyada bu amaçla takip edilen trendin yerli karşılığıdır.

Çiftlik Hayvanlarının Ortamlarını İyileştirmenin ve Refahını Arttırmanın Kolay Yolu:ARİPAD

Aripad, kümes ve ahırlarda kullanabileceğiniz yüksek emiciliğe sahip doğal minerallerden oluşan bir hayvan altlığıdır. Talaş ve çeltiğe nazaran koku tutucu ve ekstra emici özelliği ile öne çıkar. Doğal minerallerin yapısı sayesinde hayvan dışkısındaki zararlı mikroorganizmaları ve toksinleri tutar. Emici özelliği ile bakteri ve küfün üremesi için gereken ıslak ve nemli ortamı yok eder, hayvanlarınızı çok daha hijyenik bir altlığa kavuşturur.

İçeriğindeki yüksek amonyak tutucu özellikli zeolit klinoptilolit sayesinde amonyak dönüşümünü azaltır, kümes içi solunum şartlarını iyileştirir. Amonyak kaynaklı tahriş nedeniyle oluşabilecek göz ve solunum rahatsızlıklarını en aza indirir. Kaolin ve zeolitin yüksek emici özelliği sayesinde altlığın hızlı bir şekilde kurumasını sağlar. Böylece sürekli ıslak ve asit zeviyesi yüksek zeminde bulunmaktan kaynaklanan ishal, göğüs yanığı gibi rahatsızlıkları önleyici etki görür.

Aripad, %100 doğal minerallerden oluşması sayesinde ekolojik tarım faaliyetlerinde kullanılabilecek kuru, kokusuz ve stabilitesi yüksek gübre elde etmenizi sağlar.

Aripad Hayvan Altlığının Önerilen Kullanım Şekli

Kümes Hayvanlarında: Talaş veya çeltiğin altına m2’ye 1,5-2 kg serilir.

Süt İneklerinde: Hayvan yatak bölgesinde her bir inek için m2′ ye 0.5-2 kg serilir. Haftalık tekrar edilir.

Atlarda: Tek başına serilmesi durumunda m2’ye 12,5 kg, talaş, çeltik veya saman ile kullanılması durumunda m2’ye 2,5-5 kg serilir.

Etlik piliç üretiminde: Metrekareye 1,5-2 kg olacak şekilde Aripad serilir ve zemine yayılır. Ardından 2-2,5 cm yüksekliğinde talaş veya çeltik serilir. Altlık olarak sadece Aripad kullanılması durumunda metrekareye 4-5 kg serilir. Nipel altlarına ve hayvanlar tarafından eşelenerek yenmesi durumunda seyrelen bölgelere altlık takviyesi yapılabilir.

Önerilen Ebatlar

0 – 0,2 mm | 0,2 – 1 mm | 0,5 – 1 mm | 1 – 3,0 mm

Paket ve Ambalaj

25 kg PP poşet | 1 000 kg big bag | dökme

DMRSÜREN Kimya Ltd.Şti

0216 4421200-0216 4426626

0552 3307100-0552 3308100

www.kimyadeposu.com

Türkiyenin Kimya Deposu // Kimyadeposu.com